İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı Döneminde İlköğretim

"İlköğretimi, büyük kitleyi maddi ve manevi alanda kaldırıp yükseltecek tedbir sayıyorum. 20. yüzyılın ileri ve kudretli bir milleti olabilmek için, ilköğretim çözeceğimiz ilk meseledir. Hür vatandaşlığın bütün feyizlerini, özel ve resmi millet hayatında göstermek, bilinçli ve bağımsız millet olarak içeriden ve dışarıdan çıkacak bütün fırtınalara inançla göğüs germek, her şeyden evvel hiç olmazsa ilköğretim tamamlığı ile sağlanabilir.İlköğretimi olmayan memlekette, ortaçağ idaresi bütün şekilleriyle devam eder. Resmi kanunlar ne derlerse desinler, ne haklar vatandaşlara tanınırsa tanınsın, hiç olmazsa ilköğretim derecesinde bilgi olmazsa haklar ve vazifeler canlanmaz, gönüllere ve yüreklere sinip yerleşmez. Bilmeyen, siyasi ve ekonomik güç sahiplerinin elinde, ortaçağda olduğu gibi, köle hayatı sürer. Asıl acıklı olan taraf da, bilmeyen, kendi düşkün ve köle hayatına karşı duygusuz ve kayıtsız kalır. Hür vatandaşlardan birleşik bir millet olmanın çarelerinin başında, ilköğretim çaresi vardır. Davayı bu kadar geniş ve derin içerikte görmeliyiz. ilköğretim davası, insan olmak, millet olmak davasıdır. Hepimiz dava yolunda bu gözle ve bu anlayışla yürüyüp ilerlemeliyiz.")

(Radyo Konuşması, Ulus Gazetesi, 17 Nisan 1945

 

İsmet İnönü için ilköğretim konusu, devlet yaşamında bulunduğu sürece en önemli ilgi alanı olmuştur. 1946'da hazırladığı "Seçimde ilköğretim Meselesi" adlı 16 sayfalık bir yazıda bu ilgisini şöyle belirtir: " ...ilköğretim gereksinimi konusu 22 yaşında genç bir subay olarak orduya girdiğimden beri zihnimde yerleşmiş bir konudur. Onun için ilk başbakan olduğum günden beri bu sorunla uğraştım..." (1)


İnönü'ye göre; "toplumsal ve ulusal bütün gelişmelerin temeli ilköğretimdir."
(2)


CUMHURİYETİN İLK YILLARI:

İnönü'nün Başbakanlığında Milli Eğitim Bakanları İsmail Safa Özler (1922), Vasıf Çınar (1925), Mustafa Necati (1925), Dr. Reşit Galip (1932), Saffet Arıkan (1935) dönemlerinde eğitimde köklü yenilikler getirilir. John Dewey, Omar Buyse gibi dünyanın ünlü uzmanları ülkeye çağrılır, raporlar hazırlatılır.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında ilköğretim ve eğitimin bütün alanlarını etkileyen bu önemli adımların bazıları şunlardır:

3 Mart 1924’te Öğretim Birliği Yasası’nın (Tevhid-i Tedrisad) çıkarılması.

1926’da ilköğretim programının çağdaş ve bilimsel anlayışla yeniden düzenlenmesi.

1 Kasım 1928’de yeni abece’nin (Alfabe) kabul edilmesi.

1 Ocak 1929’da halka okuma yazma öğreten Millet Mektepleri’nin açılması.

29 Şubat 1932’de Halkevleri ve Halkodaları’nın açılması.

Ama bütün bu yapılanlar yüzyılların birikmiş sorunlarını gideremez, ilköğretim alanındaki açıkları kapatamaz.

Başbakan İsmet İnönü, 13 Mart 1934 tarihinde CHP Grubunda yaptığı konuşmada ilköğretimde yaşanan sorunları tartışmaya açar:

1) Öğretmen aylıkları düzenli verilmemektedir.
2) İlkokula kaydolanlar fire vermekte, çok azı gününde diploma almaktadır.
3) İlkokula gitmesi gerekenlerin ancak üçte biri gitmekte, üçte ikisi gidememektedir.

Sorunların daha çok zaman yitirilmeden çözülmesi gerektiğini de savunduğu bu konuşmanın yapıldığı 1933-34 Öğretim Yılı’nda ilköğretimde durum şöyledir:

 

İlkokul Sayısı
Öğretmen Sayısı
Öğrenci Sayısı
Köy
Kent
Top
Köy
Kent
Top
Köy
Kent
Top
4994
1341
6335
6786
7962
14748
313169
270237
583406


1934’te nüfusun yüzde 80’i köylerde yaşamaktadır. Köylerin ancak yaklaşık yüzde 15’inde okul vardır. Üstelik bu okulların neredeyse tamamı üç sınıflı okullardır. Bu öğretim yılında ilkokula öğretmen yetiştiren öğretmen okulu sayısı 13’tür.
1935 nüfus sayımına göre Türkiye’de erkek nüfusun yüzde 23,3’ü, kadınların yüzde 8,2’si okuma yazma bilmekte, erkeklerin yüzde 76,7’si, kadınların yüzde 91.8’i okuma yazma bilmemektedir.

Üstelik sorun yalnızca klasik tipte okuma yazma öğretme, köye okul götürme sorunu da değildi. Amaç; köylünün üretimini artırmak, köyde sağlık için tehlikeli olabilecek etkenleri gidermek, köylüyü her bakımdan daha yüksek bir yaşam düzeyine çıkarmaktı. Okuma yazma, matematik, yurt ve yaşam bilgisi gibi klasik bilgiler bu yaşamsal değer taşıyan amacı gerçekleştirmede ancak birer araç olabilirdi. Bunun bilincinde olan parti ve hükümet harekete geçer.

1935 yılında yapılan CHP 4. Olağan Kongresi’nde “İlköğretimin yaygınlaştırılıp geliştirilmesi” için kararlar alınır.

İlköğretim Genel Müdürlüğü'ne İsmail Hakkı Tonguç getirilir.

Az nüfuslu köylerin eğitim sorununa geçici çözüm için 1936’da eğitmen kursları açılmaya başlanır. Askerliğini onbaşı, çavuş olarak yapmış köy gençleri 6-8 aylık sıkı kurslardan geçirilerek köylere eğitmen olarak gönderilir. Büyük köyler için de 1937’de (sonradan köy enstitüsü adını alacak olan) köy öğretmen okulları açılmaya başlanır.

CUMHURBAŞKANLIĞI DÖNEMİ:

İnönü Cumhurbaşkanlığına seçilmesinden bir buçuk ay sonra Milli Eğitim Bakanlığı'na Hasan Ali Yücel getirilir. İnönü yeni bakanı ilk gün kabul ederek ondan eğitmen kurslarını sürdürmesini, ilköğretim işlerine hız vermesini ister.

İnönü'nün Cumhurbaşkanı olduğu 1938 yılında ilköğretimin sayısal durumu şöyledir:

İlkokul Sayısı
Öğretmen Sayısı
Öğrenci Sayısı
Köy
Kent
Top
Köy
Kent
Top
Köy
Kent
Top
6485
1377
7862
8697
8423
17.120
446.962
366 674
813 636


17 – 29 Temmuz 1939’da toplanan 1. Milli Eğitim Şurası’nda köy eğitim sistemi tartışılır. Köy ilkokullarının süresi 3 yıldan 5 yıla çıkarılır. 1939 yılından başlayarak kısa aralıklarla ilköğretimin yaygınlaştırılması için önemli yasalar çıkarılır:

3704 Sayılı Köy Eğitmen Kurslarıyla Köy Öğretmen Okullarının İdaresine Dair Yasa (1939),
3803 Sayılı Köy Enstitüleri Yasası (17 Nisan 1940),
4274 Sayılı Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Yasası (1942),
4459 Sayılı Köy Ebeleri ve Sağlık Memurları Teşkilat Yasası (1943),
Yüksek Köy Enstitüsü Yönetmelikleri (1942-1943),

Çıkarılan bu yasaların ve uygulamaların amacı, köyleri içinden çıkacak elamanlarla canlandırarak, köylülerin yönetime ortak olmasını, ülkenin toptan gelişimini sağlamaktır. Yılda 2-3 bin köye okul yapılması, o sayıda öğretmen yetiştirilmesi gerekmektedir. Yapılan tasarıma göre 1955-56 öğretim Yılı'na kadar okulsuz köy, öğretmensiz okul kalmayacaktır. İkinci Dünya Savaşı'nın sıkıntıları içerisinde kurulan köy enstitüsü sistemi ile bu iş başarılacaktır.

İnönü fırsat bulduğu her koşulda ilköğretimin önemini, yapılanları ve yapılması gerekenleri anlatmaktadır. 1 Kasım 1941'de TBMM'yi açış konuşmasında, "En uzak köyden başlayarak yeni neslin bilgili, güçlü, her alanda üstün yetişmesi bütün düşüncelerimizi hep kaplamıştır" der.

23 Şubat 1943’de yayımlanan seçim bildirgesinde; “İlköğretimi en kuytu köye kadar kadın erkek bütün vatandaşlara... ulaştıran örgütün bütün memleketi kapsamasını istiyoruz” diye yazılıdır.

19 Mayıs 1944’de Ankara’da, stadyumdaki konuşmasında İnönü halka şöyle seslenir:

"İlköğretim hiçbir devirde bugünkü ölçüsüyle ele alınmamıştır. Cumhuriyetin ilk gününden beri arkasından koştuğumuz ilköğretim ülküsü, gerçek ve tam anlamıyla başarılmak yolundadır. Bu yıldan başlayarak hazırlıklar tamamdır. Makine kurulmuştur. ürün alma aşamasına gelmiş bulunuyoruz. Yakın uzak, büyük küçük, toplu dağınık bütün köylerin kız erkek bütün çocukları, çok değerli öğretmenlerinin karşısında dersanelerini dolduracaklardır. Nihayet 10 yıl zarfında Türkiye'de ilköğretim sorununun çözülmüş olacağını açık ve kesin olarak görebiliyoruz."

İnönü, Türkiye'de başka hiçbir cumhurbaşkanının yapmadığı biçimde, sadece ilköğretimle ilgili uzun radyo konuşmaları yapar. Bu konuşmalarda işin uzmanı gibi ayrıntılara girer. ilköğretimin yalnızca Eğitim Bakanlığı'nın işi olmaması gerektiğine inanır. "Bütün görevliler, ilköğretimi insan olarak yaşamak için su ve hava gibi tabii şartlar arasında görmelidir" (3) der. ilköğretimin gerçekleşmesi işinde başrolü oynayacak olan köy enstitülerini, bir bayram gibi kutlanan kuruluş yıldönümlerinde ziyaret eder. 17 Nisan 1944 tarihinde, Hasanoğlan'a giderken, TBMM Başkanı'nı, Başbakan'ı, CHP Grup Başkanvekilleri'ni, CHP Genel Sekreteri'ni, kimi milletvekillerini, Ankara Valisi'ni, ilköğretim Genel Müdürü'nü de birlikte götürmesi onun hem enstitülere verdiği büyük önemi hem de ilköğretim işlerinin bütün devleti ilgilendirdiğine olan inancını gösterir nitelikte bir olaydır .

İnönü'nün üzerinde durduğu bir başka konu da okullara devam sorunudur. O, devamın sağlanmaması durumunda, yapılan harcamaların önemli bir bölümünün boşa gideceğine inanır. Devamsızlık için ileriye sürülen hiçbir gerekçeyi kabul etmez. Bütün yöneticilere, bu konuda çare bulmalarını söyler.

İnönü konuşmalarında köylerde okul yapımı üzerinde de çok durur. 17 Nisan 1945'deki konuşmasında, "Köylü vatandaşlarım köy kalkınmasının başında ilköğretimi şart gördüğümüzü benim gibi anlamışlardır. Dar şartları yenmek için, kadın erkek köylü vatandaşlarım çok yerde bütün varlıklarını ortaya koymuşlar, köy okullarının yapımında çalışmışlardır" (4) der.

İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı döneminde ilköğretim alanında yaşanan çok önemli bir gelişme de, köy enstitülerini bitiren öğretmenlerin görev yaptığı köy ve bölge okullarında öğrenim süresinin 16 yaşa kadar zorunlu durumuna getirilmesidir. 5 yıllık ilköğretimi bitirenlerin 16 yaşına kadar meslek kurslarına gitmeye zorunlu tutulmaları ile bu amaç gerçekleştirilmeye başlanmıştır. 1997'de bütün yurtta gerçekleştirilen 8 yıllık zorunlu eğitim bu okulların açıldığı bölgelerde daha o dönemde başlamıştı.

İnönü'nün, Cumhurbaşkanlığı döneminde ilköğretimde çalışan öğretmenlerin çalışma koşullarını iyileştirmek için, 1941'de Köy öğretmenleri Emekli Sandığı, 1943 yılında da İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı (İLKSAN) ve İlkokul Öğretmenleri Yapı Sandığı kurulur.

İlköğretim işiyle Cumhurbaşkanı olarak İnönü'nün yoğun ilgisi, Milli Eğitim Bakanlığı ve İlköğretim Genel Müdürlüğü kadrolarının işi ciddi tutmaları sonucu, program 1946 seçimlerine kadar eksiksiz uygulanır. 1946 seçimlerinden sonra, değişen siyasal ortam sonucunda Hasan Ali Yücel ve ısmail Hakkı Tonguç görevlerinden alınır. Bu dönemde yeni okul yapımı ve öğretmen yetiştirmede büyük oranda bir yavaşlama görülür. Ama, daha önce kurulan sistemin etkisi daha yıllarca sürecektir.

İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönemde, ilköğretimdeki gelişmeyi, sürecin başındaki ve sonundaki yıllara ilişkin istatistiklere bakarak daha iyi anlayabiliriz:

Öğretim Yılları Okul Sayısı Öğretmen Sayısı Öğrenci Sayısı
1937-1938 6700 15775 764691
1949- 1950 16978 34822 1576127
Dönem Artış Oranı (%) 154 120 109
Ortalama Yıllık Artış (%) 13 10 8.8


İsmet İnönü'nün yaklaşık 12 yıllık Cumhurbaşkanlığı döneminin ilk yarısı, ıkinci Dünya Savaşı'nın sıkıntıları, ikinci yarısı da çok partili siyasal yaşamı yerleştirme güçlükleri içerisinde geçmiştir. Bütün bu koşullara karşın ilköğretim alanında büyük bir başarı yakalanmıştır.

İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı dönemi ile ondan sonra daha iyi koşullarda geçen 12 yıl karşılaştırıldığında, ilköğretim alanında yapılanlar daha iyi değerlendirilir:

Öğretim Yılları Okul Sayısı Öğretmen Sayısı Öğrenci Sayısı
1949- 1950 16978 34822 1576127
1961-1962 25677 46895 3147146
Dönem Artış Oranı (%) 51 35 100
Ortalama Yıllık Artış (%) 4.25 2.9 8.3


Görüldüğü gibi okul yapımı yüzde 154’ten yüzde 51’e, öğretmen sayısındaki artış da yüzde 120’den yüzde 35’e düşmüştür.

İsmet İnönü devlette görev aldığı ve yetkili olduğu sürece ilköğretim sorununu memleketin büyük bir davası olarak ele almıştır ve diğer sorunların çözümünde olduğu gibi bu sorunun çözümünde de şu inancı taşımıştır:

"Ne kadar zorlu ve çetin olursa olsun hiçbir ulusal sorunun çözümü, ulusal bilincin sınırı dışına çıkacak kadar belirsiz ve ulusun tırmanıp tepesine erişemeyeceği kadar sarp değildir." (5)

Not: İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde ilköğretimde öğrenci, öğretmen ve okul sayısı da şöyledir:

Öğretim Yılı Öğrenci Sayısı Öğretmen Sayısı Okul Sayısı
1937-1938
764691
15775
6700
1938-1939
813636
17120
7862
1939-1940
905139
19063
9418
1940-1941
955957
20564
10596
1941-1942
939829
22042
10948
1942-1943
940411
21613
11404
1943-1944
995999
22387
12182
1944-1945
1246818
25687
12903
1945-1946
1357740
27317
14010
1946-1947
1413983
30206
15131
1947-1948
1448093
32081
15925
1948-1949
1468382
33185
16119
1949-1950
1591039
34825
17106
1950-1951
1616626
35871
17428


Kaynak:
Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü Milli Eğitim Hareketleri 1927-1966, Ankara, 1967, s:13-16.

* M. Aydoğan: Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı.
** M. Gazalcı: Eğitimciler Derneği Genel Başkanı.


KAYNAKÇA

1) Engin Tonguç, Bir Eğitim Devrimcisi: I. Hakki Tonguç, Cilt 2, s:237 - 38
2) TBMM 2. Dönem Yasama Yılı Açış Konusmaları 1 Kasım 1944, İsmet İnönü'nün TBMM'deki Açış Konuşmaları 1920-1973, TBMM Yayınları, Ankara, 1993, s. 41
3) 7 Agustos 1944 tarihinde Ulus gazetesindeki yazısından.
4) 18 Nisan 1945 tarihinde Ulus gazetesindeki yazısından.
5) Birinci Maarif Şurası, Milli Eğitim Yayınları, İstanbul, 1991, s.19