Tarihte Bugün - 10 Temmuz

Dinledikçe artan bir tutku

İsmet İnönü’nün Klasik Batı Müziğine karşı doyumsuz bir merakı vardı. Aslında bu müzik türüyle ilk karşılaşması, tamamen bir tesadüf sonucunda olmuştu. Genç bir binbaşı olarak bulunduğu Yemen’de, savaştan kaçan Fransız demiryolu mühendislerinin geride bıraktığı gramafon ve plaklar, bunları sadece merak ettikleri için alan İsmet ve arkadaşlarının bir anda kendilerini hiç bilmedikleri bir dünyada bulmalarına yol açmıştı. İnönü, o günleri Hatıralar’ında şöyle anlatıyor:

“Yemen’de müzik ihtiyacına derin hasretler içindeydik. Gramafon bize bulunmaz bir nimet geldi. Akşam üzeri karargâhtan yattığımız eve geldiğimiz vakit hep beraber gramofon başına koşardık. Plakları tecrübe ederdik. Senfoni, arkasından opera parçası, serenat...

İşitmediğimiz, bilmediğimiz parçaların gürültüsüne dayanamayarak makineyi bırakırdık. Ertesi akşam aynı tecrübe devam ederdi. Bu zorla ağır plakları dinlemeye tahammül çok uzun günler sürmüştür. Yavaş yavaş alışkanlık hasıl oldu. Benim hayatıma Batı musikisinin terbiyesi böylece Yemen’de girmiştir.”

Genç İsmet, canlı bir opera temsilini ise ilk kez Kâzım Karabekir’le beraber gittiği Berlin’de izlemiş, ama oyunun uzun sahnelerinden yorulup, Hatıralar’ında belirttiğine göre sonunda kendini dışarı zor atmıştı.

İsmet İnönü, zor da olsa Klasik Müziğin dinledikçe sevildiğini anlamıştı. Yıllar sonra yakın çevresine şöyle diyecekti:

“İnatla dinlemezseniz sevemezsiniz. Bir kere sevdiğiniz zaman da vazgeçemezsiniz.”