Kasım

Tarihte Bugün - 1 Kasım

Tarihte Bugün - 1 Kasım

Milli Şef çok partili sisteme yeşil ışık yaktı Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, 1 Kasım 1945 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açış konuşmasında, “Tek eksiğimiz hükümet partisinin karşısında başka parti bulunmamasıdır,” dedi.İnönü bu konuşmayı yaptığında, Dörtlü Takrir reddedildiği için Vatan gazetesinde demokratikleşmeyi savunan yazılar yazmaya başlayan Adnan Menderes ve Fuat Köprülü partiden uzaklaştırılmış, Celal Bayar da onlara destek vermek amacıyla CHP’den istifa etmişti. İsmet İnönü, Celal Bayar liderliğinde kurulacak bir muhalefet partisine sıcak bakıyordu. Cumhurbaşkanının Meclis kürsüsünden yaptığı şu konuşma, Türk demokrasisinin bir dönem noktasında olduğunu gösteriyordu: “Demokratik karakter, bütün Cumhuriyet devrinde prensip olarak muhafaza olunmuştur. Diktatörlük, prensip olarak hiçbir zaman kabul olunmadıktan başka, zararlı ve Türk milletine yakışmaz olarak daima itham edilmiştir. Büyük Meclis’in her deneti yanında milletin vergileri ve harcadıkları üzerindeki deneti, en ileri demokratik milletlerin hiçbirinden eksik kalmayacak kadar kesin ve kavrayışlıdır. Bizim tek eksiğimiz, hükümet partisinin karşısında başka parti bulunmamasıdır. Bu...

Tarihte Bugün - 2 Kasım

Tarihte Bugün - 2 Kasım

Ankara’da İnkılap Resim Sergisi açıldı 1932 yılında kurulan Halkevleri, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin devrimi kökleştirme ve yaygınlaştırma çabaları açısından önemli bir yere sahipti. Cumhuriyet yönetiminin dünya görüşünü aydınlar ve mahalli önderler aracılığıyla halka götürmek, yaygınlaştırmak ve toplumun kültür yapısını canlandırmak amacıyla kurulan Halkevleri, tam bağımsızlık ve çağdaş uygarlık seviyesine çıkma ülküsü doğrultusunda verilen uğraşın önemli bir aracıydı. Dokuz ana alanda faaliyet gösteren Halkevlerinde Güzel Sanatlar Şubesi’ne özellikle önem veriliyordu. Bu şubede müzik, resim, heykel, mimarlık ve süsleme gibi alanlarda kurslar düzenleniyor, genç yeteneklere çalışma ve eserlerini sergileme fırsatı sunuluyordu. Ressam Refik Bey’in (Epikman) yönetimindeki Ankara Halkevi Ar (Güzel Sanatlar) Şubesi, özellikle sergiler açma konusunda çok aktifti. Sanatçılar eserlerini Halkevi’nde serbestçe sergileyebildiği gibi, Güzel Sanatlar Komitesi tarafından da zaman zaman özel sergiler düzenleniyordu. Dr. Reşit Galip’in önerisiyle, Cumhuriyetin 10. yıldönümü dolayısıyla 2 Kasım 1933’te ilki açılan İnkılap Resim Sergisi de bu özel etkinliklerden biriydi....

Tarihte Bugün - 3 Kasım

Tarihte Bugün - 3 Kasım

Çubuk Barajı açıldı Türkiye’nin ilk betonarme barajı olan Çubuk Barajı’nın inşasına Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla 1930 yılında başlandı. Ankara’ya su temin etme ve taşkın kontrolü amacıyla yapılan baraj, 1936 yılında tamamlanarak 3 Kasım 1936’da Cumhurbaşkanı Atatürk ve Başbakan İnönü tarafından açıldı. Bu olayı baş sayfasından duyuran Yedigün dergisi, barajın önemini şöyle açıklıyordu: “Şimdi manevi bir feyz ve bereket ocağı olan Ankara Halkevi’nin yerinde, eskiden Ankaralılar yağmur duasına çıkarlarmış! Bu yakın mazinin hatırlanması bile Çubuk Barajı’nın büyük manasını göstermeye kâfi gelir. Barajın, Ankara’ya içme suyu göndermek ve civardaki araziyi sulamaktan ibaret olan günlük işini bir tarafa bırakınız: Bu abide, bütün ovanın üstünde, Cumhuriyet bayındırlık hareketinin büyük zaferini haykıracaktır.”

Tarihte Bugün - 4 Kasım

Tarihte Bugün - 4 Kasım

Çukurova’da Milli Mücadele Mustafa Kemal Paşa, Kayseri Askerlik Şubesi Başkanı Yarbay Emrullah ve Topçu Binbaşı Kemal Beylere 4 Kasım 1919’da gönderdiği gizli emirde, Adana çevresinde gerilla savaşı yapmalarını istiyor ve bunun için görevlendirilen kişilerle yapılacak işleri belirtiyordu. Kilikya mücadelesinde Büyük Millet Meclisi kuvvetleri, Fransızlarla geçerli olan Mondros Mütarekesi’ni ihlal etmemek için en trajik durumlarda bile askeri müdahaleden kaçınmıştır. Buraya Doğan Bey, Tufan Bey, Tekelioğlu Sinan Bey, Özdemir Bey ve Kılıç Ali gibi takma isimlerle ve sivil kıyafetlerle çarpışan kahramanlar gönderilmiştir. Dolayısıyla 1921 Ankara Antlaşması, Mondros şartlarına bağlı kalarak imzalanmış bir antlaşmadır.

Tarihte Bugün - 5 Kasım

Tarihte Bugün - 5 Kasım

Usta bir satranççı İsmet İnönü, küçük yaşta satranca başlamış ve kendini bu alanda çok yetiştirmiş usta bir oyuncuydu. Onun pek bilinmeyen bu özelliğine şahsen tanık olmuş kişilerden biri de, Türk Satranç Milli Takımı’nın eski oyuncularından Prof. Dr. Sami Büyükgökçesu’ydu. Olay, 1972 yılında, dünyanın iki büyük ustası ABD’li Bobby Fischer ile Rus Boris Spassky arasındaki “asrın satranç maçı” oynanırken geçer. O dönemde adeta Rusya ile ABD arasındaki güç savaşının bir yansıması olarak algılanan maçı, tüm dünya ilgiyle izlemektedir. Fischer, ilk iki oyunu adeta intihar edercesine kaybeder. Fakat sonra arka arkaya aldığı 4 parlak galibiyetle durumu 4-2’ye getirmeyi başarır. Tüm dünya gibi maçı günbegün izleyenlerden biri de, o sırada İstanbul Maltepe’de kalmakta olan İsmet İnönü’dür. Fakat İnönü, bir oyunda Spassky’nin oyunu terk etmesine anlam veremez ve bunu izah etmesi için usta bir satranççı bulmalarını ister. Görev, o sıralarda henüz 21 yaşında olan Büyükgökçesu’ya düşer. Onun, İsmet Paşa’nın kavrayış kabiliyeti karşısında duyduğu hayranlığı kendisinden dinleyelim: “Rus oyuncu terk ederken gerçekten de ortada oyunu terk edecek bir durum...

Tarihte Bugün - 6 Kasım

Tarihte Bugün - 6 Kasım

Ölüme koşmak İnönü, Kurtuluş Savaşı’nın dar günlerinde Atatürk’le olan bir konuşmasını şöyle anlatır: "Bir gün Atatürk’le konuşuyordum. Kendisine dert yanarak dedim ki: Muharebede bazen bunalıyorum, çaresizlik içinde kalıyorum. O zaman canımdan beziyor, ölmek istiyorum. Her şeye atılıyorum. Her şeyi zorluyorum. Ölümü arıyorum. Ne dersin? Atatürk: Bu senin söylediğin büyük kumandanlık hasletidir. Bütün büyük kumandanlar umutsuzluk anında ölüme koşmuşlar ve ancak böylece umutsuzluk anını zafere dönüştürmüşlerdir.”

Tarihte Bugün - 7 Kasım

Tarihte Bugün - 7 Kasım

Macar besteci Béla Bartók, Türkiye’de Macar besteci ve halk müziği araştırmacısı Béla Bartók (1881-1945) Macaristan, Balkanlar ile Orta Avrupa halk müziklerinin kökenlerini araştırmak üzere, Ankara Halkevi’nin davetlisi olarak 7 Kasım 1936’da Türkiye’ye geldi. Ankara’dan sonra önce Kayseri ile Çorum’a, oradan da Adana, Mersin ve Osmaniye’ye geçen Bartók, bu sırada ses kayıtları yaparak türküleri inceleme fırsatı buldu. Béla Bartók’a bu gezisinde Ahmed Adnan Saygun eşlik etti. Bartók’un, Türkiye’ye geleceği kesinleştiğinde, Türkiye’deki bir başka Macar piyano hocası olan Madam Szabo’ya gönderdiği 17 Ekim 1936 tarihli mektup şöyleydi: “Sevgili Madam, Bu mektubu yazmaya başlamadan evvel Ankara’ya taşındığınızı duymuştum. Ankara’ya gelmem kesinleşmeden size yazmak istemedim. Ama şimdi Halkevi tren biletlerimi gönderdiğine göre gelmem kesinleşmiş demektir. İstanbul’a 2 Kasım sabahı saat 7.35’de ulaşacağım. Ankara’ya da 5 Kasım sabahı 9.50’de varacağım... Not: Biraz Türkçe öğrendim ve bu dilde bazı çok ilginç cümleler söyleyebiliyorum. Örneğin, ‘At deveden çabuk gider!’ veya ‘Kedi, köpekten küçüktür!’ gibi, ama ne yazık ki edebiyat dili hakkında...

Tarihte Bugün - 8 Kasım

Tarihte Bugün - 8 Kasım

Atatürk'ün Cenazesi Anıtkabir'e Gidiyor 8 Kasım 1953 Pazar gecesi saat 23:00'da Prof. Dr. Kamile Şevki Mutlu'nun ev telefonu çaldı. Prof. Mutlu, Ankara Tıp Fakültesi Histoloji ve Ambriyoloji Kürsüsü Başkanı'ydı. Patalogdu. Arayan ise Ankara Valisi Kemal Aygün'dü... Aygün "Hocam" dedi, "10 Kasım günü Atamızın naaşını Anıtkabir'e taşıyacağız. Bunun için bir komite kurduk. Naaşı geleneklere uygun olarak toprağa defnedeceğiz. Ancak bozulmadan korunduğunu belgelemek için muayene etmenizi rica ediyoruz". Prof. Mutlu önce reddetti. Mutlu, o sırada 40 derece ateşle yatıyordu. Hastalığını gerekçe göstererek bu görevi bir başka meslektaşının yapmasını rica etti. Ancak Vali Aygün ısrarcıydı: "Ben sizi sarar sarmalar götürürüm, bu tarihi bir görev" dedi. Mutlu kabul etti ve 9 Kasım sabahı Etnografya Müzesi'ne gitti. Başbakan Adnan Menderes oradaydı. Meclis Başkanı Refik Koraltan ve eski başkan Abdülhalik Renda'da... Mutlu, görevden affını istemekle ne büyük hata ettiğini o zaman anladı. Gerçekten tarihi bir tanıklıktı bu...

Tarihte Bugün - 9 Kasım

Tarihte Bugün - 9 Kasım

Albay İsmet, Batı Cephesi Komutanlığına atandı Batı (Garp) Cephesi 9 Kasım 1920 tarihinde Kuzey ve Güney kesimi olarak ikiye ayrıldı ve Kuzey kesiminin komutanlığına Albay İsmet Bey, güney kesiminin komutanlığına ise Refet Bey (Bele) getirildi. Esasen Yunanlılarla savaş, 15 Mayıs 1919 günü İzmir’in işgaliyle başlamıştı. Yunan ordusu, İtilaf Devletleri tarafından belirlenen bölgeyi işgal ettikten sonra Anadolu içlerine doğru ilerlemeye başlayınca, Kuvayı Milliye güçlü Yunan ordusunun karşısında tutunamamış ve oldukça kaygı verici bir durum ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine TBMM Hükümeti tarafından 25 Haziran 1920’de Batı Cephesi oluşturuldu ve komutanlığına da Ali Fuat Paşa getirildi. Ancak dağınık kuvvetleri bir araya getirmekte fazla başarı sağlanamaması üzerine hükümet, Batı Cephesi’ni 9 Kasım 1920’de iki kısma ayırmaya karar verdi. Mustafa Kemal Paşa’nın bu cephelerin komutanlığına atanan İsmet ve Refet Beylerden isteği, cephelerdeki Kuvayı Milliye’nin ivedilikle düzenli orduya dönüştürülmesiydi; çünkü Anadolu’yu savunmanın sadece düzensiz birliklerle mümkün olamayacağı anlaşılmıştı.

Tarihte Bugün - 10 Kasım

Tarihte Bugün - 10 Kasım

Cephede başlayan arkadaşlık ebediyete taşındı Tüm dünya, 10 Kasım’da Ulu Önder Atatürk’ü kaybetmenin hüznünü yaşadı. Silah arkadaşı, başkumandanı, siyasette yıllarca birlikte çalıştığı önderini kaybeden İnönü’nün hüznü ise bambaşkaydı. Onların arkadaşlığı çok gerilere gidiyordu. Albay İsmet’in Mustafa Kemal ile kıt’a arkadaşlığı Çanakkale Savaşları’ndan hemen sonra başladı. Albay İsmet, onun emrinde önce İkinci Ordu Kurmay Başkanı, daha sonra da Kolordu Komutanı olarak çalıştı. Mustafa Kemal ile Albay İsmet’in cephedeki bu yakın çalışmaları, birbirlerinin karakterini ve düşünce yapısını tanımak açısından önemlidir. Bu arkadaşlık bağının, daha sonraki yıllarda Milli Mücadele ve yeni devletin kuruluşunda önemli etkileri oldu. Albay İsmet, İstanbul’la bütün bağlarını kopararak 9 Nisan 1920’de Ankara’ya geçti ve bu tarihten Kurtuluş Savaşı’nın sonuna kadar Mustafa Kemal Paşa’nın sağ kolu olarak görev yaptı. Mustafa Kemal’in ona duyduğu güven nedeniyle Kurtuluş Savaşı’nın ardından önce ateşkes görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Mudanya’ya, sonra da Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesini masa başında vereceği Lozan’a...

Tarihte Bugün - 11 Kasım

Tarihte Bugün - 11 Kasım

İnönü yeni Cumhurbaşkanı Atatürk’ün ölümünden sonra 11 Kasım günü Abdülhalik Renda’nın başkanlığında toplanan TBMM, oturuma katılan 348 milletvekilinin oyuyla Malatya Milletvekili İsmet İnönü’yü Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni Cumhurbaşkanı seçti. Oylamanın ardından yemin eden İnönü, Meclis’e hitaben şu konuşmayı yaptı: “Bu anda Atatürk’ün hatırası, teselli bulmaz acılarla dolu olan kalbimizin aziz timsalidir. Atatürk’ün fevkalade hizmetlerini bugünkü Türk devletinin bünyesinde tam ve temiz eserler olarak ortaya çıkmış görüyoruz. Kadir bilen ve büyük evlat yetiştiren milletimizin yüreğinde, ‘Kemal Atatürk’ adı, sevgi ve hürmet içinde ebedi olarak yaşayacaktır... Büyük ve kahraman bir milletin hizmetinde bulunuyoruz. Türk vatanının bölünmez, hiçbir tecavüze tahammül etmez, hiçbir zor karşısında milli haklarından vaz geçmez özelliği, her zamandan daha fazla taze ve canlıdır... Türk milletini az zamanda büyük bir medeniyet seviyesine yükseltmiş, Türk milletine en kısa yoldan temiz cemiyet hayatını, verimli ilerleme yollarını açmış olan inkılaplar, kalp ve vicdanımızın en aziz varlıklarıdır. Türk milletinin en kıymetli hazinesi Büyük Millet...

Tarihte Bugün - 12 Kasım

Tarihte Bugün - 12 Kasım

Yabancıların gözünden İnönü dönemi Atatürk’ün ölümünden sonra herkes gibi yabancı devletler de Türkiye’yi nasıl bir geleceğin beklediğini merak ediyor ve gelişmeleri yakından izliyorlardı. 12 Kasım 1938 günü yeni Dışişleri Bakanı Şükrü Saracoğlu ile görüşen İngiliz Büyükelçisi Sir Percy Loraine, İnönü dönemine geçişi şöyle değerlendiriyordu: “Atatürk’ün hastalığı anlaşıldıktan sonra bu konudaki gelişmeler hakkında hükümeti bilgilendirmeye çalışmıştım. Şimdi anlaşılıyor ki 1938 Ağustos ayının ikinci yarısında Atatürk’ün hayatı ciddi olarak tehlikeye girmiş. Ondan sonra geçen yaklaşık üç ay Atatürk açısından çok ıstıraplı bir dönem, yöneticiler bakımından ise yaratıcısının ölümünden sonra rejimi devam ettirmek için bir hazırlık dönemi olmuş. Bu dönemde önde gelen yöneticiler sorumluluk anlayışıyla birbirlerine kenetlenmişler. Atatürk 10 Kasım’da öldü, ertesi gün öğleyin İnönü oybirliğiyle Cumhurbaşkanı seçildi. Aynı gün İkinci Bayar Hükümeti görev başındaydı. Yani görev devri hızla ve sarsıntısız tamamlandı.” Büyükelçi Loraine, yeni dönemde İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı için en uygun seçim olduğunu da...

Tarihte Bugün - 13 Kasım

Tarihte Bugün - 13 Kasım

13 Kasım Tasfiyesi 27 Mayıs Devrimi’nin ardından darbeci subaylar arasında çıkan çatışma, Milli Birlik Komitesi’nde (MBK) büyük bir çatlağa yol açtı. MBK içinde kendilerini radikal reformcu olarak tanımlayan “Ondörtler” (Alparslan Türkeş, Orhan Kabibay, Orhan Erkanlı, Muzafer Özdağ, Rifat Baykal Fazıl Akkoyunlu, Ahmet Er, Dündar Taşer, Numan Esin, Mustafa Kaplan, İrfan Solmazer, Şefik Soyuyüce, Muzaffer Karan ve Münir Köseoğlu) Türkiye’nin siyasi, sosyal ve ekonomik alanlarda ciddi yapısal sorunları olduğunu ve bunlar çözülmeden ülkede sağlıklı bir demokrasinin kurulamayacağını ileri sürüyorlardı. Bu nedenle grup, iktidarın kısa zamanda yeniden sivillere bırakılmasını kabul etmiyor ve askeri yönetimin uzun süre devam etmesi gerektiğini öne sürüyordu. Bu niyete karşı CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, askeri yönetimin bir an önce sona erdirilmesi ve en kısa zamanda seçimlerin yapılarak iktidarın sivil yönetime devredilmesi yönünde ağırlığını koydu. İnönü’nün bu tutumu, MBK içinde bir an önce demokratik sisteme dönmeyi isteyen grubun da güçlenmesini sağladı. Orgeneral Cemal Gürsel, Ondörtler’i tasviye edebilmek amacıyla 13 Kasım 1960 tarihinde MBK’yi feshettiğini...

Tarihte Bugün - 14 Kasım

Tarihte Bugün - 14 Kasım

İnönü’nün kimya merakı Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün hayatı boyunca gerçekleştirmeye olanak bulamadığı bir merakı vardı: kimya. İnönü, bu sırrını ilk kez 1942 yılında Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’e açtı ve ondan kendisine kimya öğretecek iyi bir öğretmen bulmasını rica etti. Bakan, Dr. Avni Bekman’ı önerdi ve onunla ilgili şu bilgiyi verdi: “Birinci Dünya Savaşı’ndan önce devlet tarafından Almanya’ya gönderilmiş, lisede dil öğreniminden sonra Berlin Üniversitesi’ne girmiştir. On bir yıl sonra iki doktora sahibi olarak yurda dönmüştür. Liselerde okuttuğumuz kimya ders kitaplarının yazarıdır. Fakat Ankara Üniversitesi’nde henüz Fen Fakültemiz olmadığından, Gazi Terbiye Enstitüsü’nde kimya öğretmenliği yapmaktadır.” İşte, Çankaya Köşkü’nün bir odasına kurulan özel laboratuvarda, haftada iki gün akşam saatlerinde yapılan kimya dersleri böyle başladı. Hatta Ankara Hükümeti’yle sıcak ilişki kurmak isteyen Hitler, İnönü’nün bu merakını öğrenip kendisine bir kimya laboratuvarı armağan etti. İnönü, ders sonrası ev ödevleri veren öğretmenine, kendisi de bir ödev vermiş ve ondan, Ankara Üniversitesi bünyesinde bir Fen Fakültesi...

Tarihte Bugün - 15 Kasım

Tarihte Bugün - 15 Kasım

Kirk Douglas ABD'li aktör ve film yapımcısıdır. Douglas, "Spartaküs" gibi 20. yüzyılın en önemli filmlerine imza atmıştır. Sanatçı, AFI'nin düzenlediği "Tüm Zamanların En İyi Amerikan Erkek Sembolleri" listesinde 17. sırada yer almıştır. Champion, The Bad and the Beautiful ve Lust for Life filmleri ile üç kez Oscar ödülüne aday gösterilmiştir. 1996 yılında aldığı sinema sanatına 50 yıllık katkı özel Oscar ödülü hariç bu ödülü kazanamamıştır. Kirk Douglas 1964'te Türkiye'ye geldiğinde İsmet İnönü Başbakandı. İsmet Paşa da ömrünü harcadığı "demokrasiyi yerleştirme mücadelesine" devam ediyordu. Kirk Douglas İsmet İnönü tarafından iyi niyet elçisi olarak ağırlanmıştı.

Tarihte Bugün - 16 Kasım

Tarihte Bugün - 16 Kasım

İnönü, tabii senatör oldu 16 Kasım 1972’de CHP’den ve milletvekilliğinden istifa eden İnönü, anayasanın eski cumhurbaşkanlarına tanıdığı haktan yararlanarak “tabii senatör” unvanıyla Cumhuriyet Senatosu’na girdi. 1961 Anayasası’na göre kurulan Cumhuriyet Senatosu’nu oluşturan üç tür üyeden biri olan tabii senatörler kendi içinde iki gruba ayrılıyorlardı. Bunlardan birincisi, Milli Birlik Komitesi başkan ve üyeleriydi. İkinci grubu ise eski cumhurbaşkanları oluşturuyordu. Bu grupta Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel kâğıt üstünde 6 ay; Cevdet Sunay 7 yıl; İsmet İnönü 13 ay ve Fahri Korutürk 5 ay tabii senatörlük görevini yürüttüler. 1974’te eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a da tabii senatörlük teklif edilmişti, ama Bayar, “Ben ömrüm boyunca demokrasi için mücadele ettim. Demokrasilerde tabii senatörlük yoktur,” diyerek bu unvanı reddetmişti. 1980 askeri darbesinden sonra hazırlanan 1982 Anayasası’nda, Cumhuriyet Senatosu’na yer verilmeyerek tabii senatörlük kaldırılmıştır.

Tarihte Bugün - 17 Kasım

Tarihte Bugün - 17 Kasım

CHP’nin 7. Büyük Kurultay’ı açıldı CHP’nin 17 Kasım 1947’de başlayan 7. Büyük Kurultay’ı 19 gün sürdü ve ılımlılar kazandı. Yapılan tüzük çalışmalarıyla Genel Başkanlık Divanı kaldırılarak yerine kurultayca seçilen 40 üyeli Parti Divanı getirildi. Ayrıca 12 kişilik Genel Yönetim Kurulu’nun Parti Divanı arasından seçilmesi uygulamasına gidildi ve Cumhurbaşkanlığı ile CHP Genel Başkanlığı’nın aynı kişide birleşmesi halinde Genel Başkan Vekili’ne geniş yetkiler tanındı. Yapılan seçimde İnönü’nün adayı Hilmi Uran, 646 delegeden 328’inin oyunu aldı. Recep Peker ise 159 oyda kaldı. Kurultayda ayrıca, yıllarca uygulanan merkezden atama yönteminden vazgeçilerek tüm parti örgütlerinin seçimle işbaşına gelmesi ilkesi benimsendi. Partinin milletvekili adaylarının yüzde 70’inin yerel örgütlerce belirlenmesi ilkesi getirildi. Partiye girme yaşı 22’den 18’e indirildi. Kurultayda, Altı Ok da yeniden ele alındı. Devletçilik ilkesi yeniden tanımlanırken, özel girişime önem veren bir anlayış benimsendi. Bu kurultayda İnönü ilk kez “oybirliği” olmaksızın genel başkan seçildi. İnönü, 645 delegeden 595’inin oyunu aldı. Seçimde, resmen aday olmamasına...

Tarihte Bugün - 18 Kasım

Tarihte Bugün - 18 Kasım

İstanbul Üniversitesi eğitime başladı Osmanlı döneminden kalan, ülkenin en önemli yüksekokulu İstanbul Darülfünunu’nun yeniden düzenlenmesi için Maarif Vekili Dr. Reşit Galip tarafından, İsviçreli bir bilimadamı olan Prof. Albert Malche İstanbul’a çağrıldı. Dört aylık bir çalışmanın ardından Prof. Malche, mevcut yapının çağdaş bir üniversiteye uygun olmadığını belirten olumsuz bir rapor hazırladı. Bunun üzerine, Darülfünun’un yeniden düzenlenmesi için kapsamlı bir çalışmaya girişildi. Fakat tam bu sırada, 1933 Ocak’ında Nazilerin işbaşına gelmesiyle Alman üniversitelerindeki Yahudi ve solcu profesörlerin görevlerine son verilmesi, Darülfünun’un yeni bir üniversiteye dönüştürülmesi açısından önemli bir fırsat yarattı. Başbakan İsmet Paşa tarafından Meclis’e sunulan “İstanbul Darülfünunu’nun İlgasıyla Yerine Yeni Esaslar Dahilinde bir İstanbul Üniversitesi Teşkiline Dair” kanun teklifi 31 Mayıs 1933’te yasalaştı. Bunun üzerine İstanbul Darülfünunu’nda kapsamlı bir tasfiye gerçekleştirildi ve bırakılan Darülfünun hocaları, Avrupa’da eğitim görmüş gençler ve Türkiye’ye kaçan 38 yabancı profesörden oluşan güçlü bir eğitim kadrosu...

Tarihte Bugün - 19 Kasım

Tarihte Bugün - 19 Kasım

İstanbul Radyoevi açıldı Bugün de İstanbul Radyoevi olarak kullanılan Harbiye’deki İstanbul Radyoevi, ilk programlı radyo yayınına 6 Mayıs 1927’de başlamış olan İstanbul Radyosu’nun artan ihtiyaçlarına cevap vermek üzere 19 Kasım 1949 günü hizmete girdi. Açılan proje yarışması sonucunda Doğan Erginbaş, Ömer Güney ve İsmail Utkular’ın ortak projesinin seçilmesiyle, binanın inşasına 1945 sonunda başlandı. İnşası dört yıl süren binadan yapılan ilk yayın İstiklal Marşı’ydı. Ardından, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün Ankara’da plağa kaydedilen açış konuşması yayınlandı. Böylece İstanbul Radyosu elverişli stüdyo koşullarına kavuşmuş oldu.

Tarihte Bugün - 20 Kasım

Tarihte Bugün - 20 Kasım

Lozan Konferansı başladı Adını, yapıldığı İsviçre’nin Lozan (Lausanne) kentinden alan konferans, 20 Kasım 1922’de başladı. Türkiye’yi İsmet Paşa’nın temsil ettiği Lozan Konferansı, Prof. Dr. Zafer Toprak’a göre “temelleri modern tarihin derinliklerine uzanan, sömürgecilik boyutuyla 19. yüzyılda güçlenen ve bağımlılık ilişkileri üzerine kurulu bir düzenin, ya da emperyalizmin dünya tarihinde ilk sorgulanışı” idi. Lozan, Sevr’le başlayan bir yok ediş planına Anadolu’nun verdiği cevaptı. Osmanlı Devleti, Sevr ile neredeyse haritadan silinmiş, toprakları paylaşılmış, kapitülasyonlar yeniden ihdas edilmiş, ülkenin parasal kaynakları denetim altına alınmış ve askeri gücü sıfırlanmıştı. Mustafa Kemal’in başlattığı Milli Mücadele, işte Sevr’de imzalanan bu idam fermanına yönelik bir başkaldırıydı. Ulusal varlık adına, herhangi bir büyük devletin safında yer almaksızın, Düvel-i Muazzama’ya bir meydan okuyuştu ve ardından gelen Lozan, savaş meydanında elde edilen zaferin uluslararası alanda tescil edilmesiydi. 20 Kasım 1922’de başlayan, 4 Şubat-23 Nisan 1923 tarihleri arasında kesintiye uğradıktan sonra 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış...

Tarihte Bugün - 21 Kasım

Tarihte Bugün - 21 Kasım

Silah arkadaşı ve başkomutanının ardından Yeni Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, 10 Kasım 1938’de vefat eden Mustafa Kemal Atatürk için, 21 Kasım 1938’de radyoda yayınlanan bir konuşma yaptı. İnönü’nün yaptığı konuşma şöyleydi: “Büyük Türk Milletine, Bütün ömrünü hizmetine vakfettiği sevgili milletinin ihtiram kolları üstünde ulu Atatürk’ün fani vücudu istirahat yerine tevdi edilmiştir. Hakikatte yattığı yer, Türk milletinin O’nun için aşk ve iftiharlarla dolu olan kahraman ve vefalı göğsüdür. Atatürk, tarihte uğradığımız en zalim ve haksız itham gününde meydana atılmış, Türk milletinin masum ve haklı olduğunu iddia ve ilan etmiştir. İlk önce, ehemmiyeti kavranmamış olan gür sesi, asla yıpranmayan bir kuvvetle nihayet bütün cihanın şuuruna nüfuz etmiştir. En büyük zaferleri kazandıktan sonra da Atatürk, ömrünü yalnız Türk milletinin haklarım insaniyete ezeli hizmetlerini ve tarihe hakkettiği meziyetlerini ispat etmekle geçirmiştir. Devletimizin banisi ve milletimizin fedakâr, sadık hadimi, insanlık idealinin aşık ve mümtaz siması, eşsiz kahraman Atatürk: Vatan sana minnettardır.”

Tarihte Bugün - 22 Kasım

Tarihte Bugün - 22 Kasım

Hatay mitingi düzenleyen Türk Talebe Birliği kapatıldı Türk Talebe Birliği’nin (TTB) ilk kuruluşunu İttihat ve Terakki iktidarı gerçekleştirdi. Osmanlı Devleti’nin çöküşünün hızlandığı 1916-1920 arasındaki bu ilk dönemde gençlik, siyasi olaylarda önemli roller üstlendi. 1926-1936 yılları arasında da TTB, Cumhuriyet kadrosunun resmi görüşü doğrultusunda, devlet desteğiyle birtakım çalışmalar yaptı. “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyası bunlardan biriydi. Hatay’ın Türkiye’ye ilhakında, Suriye’yle Türkiye arasında oluşan sorunlara karşı izinsiz mitingler düzenlediği için 22 Kasım 1936’da kapatıldı. Bu dönemde TTB ile birlikte pek çok sivil örgüt de kapatıldı. Sadece Halkevleri açık kaldı. Türk Talebe Birliği, 1946’da merkezi İstanbul’da olmak üzere yeniden kuruldu. Ardından Bakanlar Kurulu kararıyla isminin başına “Milli” kelimesi eklendi.

Tarihte Bugün - 23 Kasım

Tarihte Bugün - 23 Kasım

İşgal Kuvvetleri Komutanı d’Espèrey İstanbul’da Mondros Ateşkes Anlaşması’nın ardından İtilaf Devletleri 13 Kasım’da İstanbul’un de facto işgaline başlarken, bu işgalin simge isimlerinden Fransız General Franchet d’Espèrey de 23 Kasım 1918 tarihinde vapurla İstanbul’a geldi. 1856 yılında Cezayir’in Mustaganim vilayetinde dünyaya gelen d’Espèrey’in babası, ülkedeki Fransız Süvari Alayı’nda subaydı. İlk askeri deneyimlerini Cezayir’de ve diğer Kuzey Afrika ülkelerinde edinen d’Espèrey, 1913 yılında Fransa’ya çağrıldı. I. Dünya Savaşı’nda farklı cephelerde savaştı ve gösterdiği yararlılıklar nedeniyle işgal kuvvetleri komutanı olarak İstanbul’da görevlendirildi. D’Espèrey İstanbul’a ilk geldiğinde cılız bir törenle karşılanmıştı. Bu nedenle, 8 Şubat 1919 tarihinde şehre ikinci kez geldiğinde, kendisine görkemli bir tören düzenletti. Galata’dan Beyoğlu’na kadar zafer alayı tertip ettiren Fransız general, yol boyunca “Roma İmparatorları gibi” at üzerinde etrafını selamlayarak ilerledi. Büyük bir gösteriş ve kibir içindeki d’Espèrey’in Dolmabahçe Sarayı’nda oturmak istediğini söylemeye kadar varan tavırları, İngiltere Başbakanı Lloyd...

Tarihte Bugün - 24 Kasım

Tarihte Bugün - 24 Kasım

İnönü, Kennedy’nin cenazesi için ABD’de Başbakan İnönü, suikasta kurban giden Amerika Birleşik Devletleri’nin 35. Başkanı Kennedy’nin cenaze töreninde bulunmak üzere 24 Kasım 1963’te ABD’ye gitti. Dışişleri Bakanı Feridun Cemal Erkin ve 52 yabancı devlet temsilcisiyle birlikte Başkan Kennedy’nin 25 Kasım’da düzenlenen cenaze törenine katıldı. Yaşının ileri olması, daha önce hiç ABD’ye gitmemiş olması ve 1945’ten bu yana Türkiye dışına çıkmamış olmasından ötürü, İnönü’nün bu seyahati şaşkınlık yarattı. Üstelik, İnönü’nün tam da ABD’de bulunduğu sırada koalisyon ortağının hükümetten çekilmesi İnönü’yü zor durumda bıraktı. Yeniden yurda döndüğünde, kendisini karmakarışık bir siyaset ortamı bekliyordu.

Tarihte Bugün - 25 Kasım

Tarihte Bugün - 25 Kasım

İnönü, etrafındakileri evlendirmeyi görev bilirdi Atatürk, İsmet İnönü ve Celal Bayar’ın Özel Kalem Müdürü Haldun Derin’in hatıralarından: “Nüfus tezkeremde ‘medeni ve şahsi ahval’ hanesindeki değişikliğe, Irak Kral Naibi Abdülilah’ın 27 Eylül 1945’te Ankara’yı ziyareti dolayısıyla Hariciye Köşkü’nde verilen suare vesile oldu. İnönü, başyavere benim evli olup olmadığımı sorarak, ‘hayır’ cevabını alınca, ‘hemen evlensin’ yollu bir telkinde bulunmuş. Buyruğu altındaki bekârları evlenmeye özendirme İnönü’nün alışkanlığı idi. Bekâr kalma özgürlüğüme böylesine sataşılarak anayasal hakkımın zedelenişini sineye çektim. Başvurup yakınabileceğim bir üst merci yoktu.”

Tarihte Bugün - 26 Kasım

Tarihte Bugün - 26 Kasım

İsmet Paşa “İnönü” soyadını aldı İsmet Paşa, 26 Kasım 1934’te “İnönü” soyadını aldı. 2525 numaralı Soyadı Kanunu, 21 Haziran 1934’te kabul edilmiş, 2 Temmuz’da da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti. İnönü’nün hâlâ hayatta olan annesi başta olmak üzere, diğer aile fertleri “Temelli” soyadını seçmişlerdi. Fakat “İnönü” soyadı, aileye bir bakıma tebliğ edildi. Atatürk, 26 Aralık 1934 tarihinde Başbakanlık’a gönderdiği bir yazıda, İsmet Paşa’ya niçin İnönü soyadını uygun bulduğunu şöyle açıklıyordu: “Başvekil İsmet Paşa Hazretlerinin, inkılap tarihimizin ilk şerefli ve parlak sahifesi olan meydan muharebelerinin baş kahramanı olmuş bulunması itibariyle, Soyadı Kanunu icabı olarak alacağı aile isminin İnönü olmasını çok yerinde bulduğumdan, kendilerine bu soyadını tevcih ettiğimi bildiririm.”

Tarihte Bugün - 27 Kasım

Tarihte Bugün - 27 Kasım

Para ve pullara İnönü’nün resminin konması Atatürk’ün ölümünün ardından yeni banknotlara İnönü’nün resminin yalnız mı, yoksa Atatürk’le birlikte mi basılması gerektiği hakkında Anayasa Komisyonu’nun hazırladığı rapor Meclis’te görüşülürken, sonradan Demokrat Parti’nin kurucuları arasında yer alacak olan İçel Milletvekili Refik Koraltan şöyle konuşur: “Atatürk, İnönü adı yalnız devlet reisi olarak değil, sembol olarak kalacak, milli kahraman olarak beraber yürüyecektir. Kimin hatırına gelir ki, böyle mevzular konuşulurken şu veya bu şekilde bir ayrılık düşünülsün. Böyle bir kuruntu dimağımızın içinden geçerse, inkılabın bütün kutsiyetini sezen sizler namına söylüyorum, dimağımızı parçalarız. Kemal Atatürk, İnönü bu milletin kuruluş ve kurtuluş tarihinde ebediyen milli kahraman olarak kalacaklardır ve böyle yaşayacaklardır. Onların adı bir gün nihayet çürüyecek, toprak olacak maden üzerine, taş üzerine değil, milletin kalbine yazılmıştır. Bu böyledir. Her yerde, her zaman, tarihin her devrinde böyle olacaktır. Bu aziz ve ebedi varlıklar hepimizin, bütün milletin kalbindedir.”Bu övgü dolu, fakat sonuçsuz konuşmaya karşın, para ve pullardan...

Tarihte Bugün - 28 Kasım

Tarihte Bugün - 28 Kasım

“Milletin idaresini milletin kendisine verdik” Dinar ilçesini Mustafa Kemal’den sonra ziyaret eden ikinci devlet büyüğü İsmet İnönü’dür. Birkaç kez Dinar’a gelmiş olan İsmet Paşa, 27 Kasım 1958’de son kez Dinar’a gelmiş ve Gülcanlar ailesinin deprem nedeniyle yıkılmış olan eski evlerinde konuk edilmiştir. İnönü, 27 Kasım’ı 28 Kasım’a bağlayan gece burada kendisine sorulan, “Neden demokrasiye geçtiniz?” şeklindeki soruya şöyle yanıt vermişti: “Ben ne kadar yaşayacağımı biliyor muydum? Tek parti nizamı içinde bu milletin idaresini eline geçiren muhtelif zevatın neler yapabileceğini kim temin ederdi? Kaldı ki millet kendi idare hakkını ve murakabe imkânını elinde bulundurursa, benden sonraki idareciler için keyfi idare ihtimali ortadan kalkacaktır. Milletin umulmadık felaketlere sürüklenmesi ihtimali de ortadan kalkacaktır. Bu sebeple milletin idaresini halkın, milletin kendisine verdik, durum budur.”

Tarihte Bugün - 29 Kasım

Tarihte Bugün - 29 Kasım

Atatürk’ün vasiyeti açıklandı Atatürk’ün hastalığı sırasında yazdığı vasiyeti, ölümünün ardından 28 Kasım’da, Ankara Üçüncü Sulh Hukuk Hâkimliği tarafından açıldı. Kısa vasiyetname şu şekildeydi: Dolmabahçe, 5.9.938 Pazartesi, Malik olduğum bütün para ve hisse senetleriyle Çankaya’daki menkul ve gayrimenkul varlığımı Cumhuriyet Halk Partisi’ne aşağıdaki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum: 1- Para ve hisse senetleri şimdiki gibi İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır. 2- Her seneki nemadan, nispetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe Makbule’ye (Atadan) ayda 1.000, Afet’e (İnan) 800, Sabiha Gökçen’e 600, Ülkü’ye (Adatepe) 200 lira, Rukiye (Erkin) ve Nebile’ye (İrdelp) şimdiki 100’er lira verilecektir. 3- Sabiha Gökçen’e bir ev de alınabilecek, ayrıca para verilecektir. 4- Makbule’nin yaşadığı müddetçe Çankaya’da oturduğu ev de emrinde kalacaktır. 5- İsmet İnönü’nün çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır. 6- Her sene nemadan mütebaki miktar yarı yarıya Türk Tarih ve Dil Kurumlarına tahsis edilecektir. K. Atatürk

Tarihte Bugün - 30 Kasım

Tarihte Bugün - 30 Kasım

Metin Toker hapis cezası aldı Başbakan Menderes ile CHP Genel Başkanı İnönü’nün karşılıklı olarak sert demeçler verdiği bir döneme girilmişti. Gazeteler sansürleniyor, gazetecilere hapis cezası yoluyla göz dağı verilmeye çalışılıyordu. CHP’ye yakın duruşuyla bilinen Akis dergisi başyazarı, İnönü’nün damadı Metin Toker de hükümete danışmanlık yapan Nihat Erim’in manevi şahsiyetini tahkirden, 30 Kasım 1958’de bir yıllık hapis cezasına çarptırıldı. Profesör Erim, o sıralar CHP’nin kurmaylarından biri olmakla birlikte, Kıbrıs meselesinde Adnan Menderes’e uluslararası hukuk danışmanlığı yapıyordu.