Ocak

Tarihte Bugün - 1 Ocak

Tarihte Bugün - 1 Ocak

Kalpleri her zaman bir, iki arkadaş: Kâzım ve İsmet Paşalar 1 Ocak 1919’da İsmet İnönü, daha sonra kitap olarak da yayımlanan, hayatındaki önemli olayları günlük tarzında not aldığı meşhur Defterler’in ilk sayfasına not düşerek imzasını atmış: “1919 senesinde Kâzım beni hep hatırlayacak.” Bu notun altına İsmet Paşa’nın ömrü boyunca hep dostu kalan Kâzım Paşa (Karabekir) da karşılık vermiş ve imzasını atmış: “İsmet dahi beni böyle hatırlayacak.” İsmet ve Kâzım Paşaların arkadaşlığı çok eskilere gider. Takvimler henüz 1905’i gösterirken, Askeri Harp Akademisi’nde “Kâzım Zeyrek” ve ondan bir sınıf küçük olan “İsmet Aksaray”, devrimcilik yolunda kader birliği etmiş iki kafadardı. İsmet İnönü, 1918 Mondros Mütarekesi’nden sonra İstanbul’a gelen Kâzım Karabekir Paşa ile olan ilişkisini, daha sonra Sabahattin Selek’e anlattığı Hatıralar’ında şöyle aktarır: “Kâzım Karabekir Paşa da İstanbul’a gelmişti. O Kafkas Cephesi Kolordu Kumandanı idi. Kolordusu lağvolmuş, çağırmışlar geldi. Zeyrek’te bir evi vardı. Orada otururdu. Mütarekenin bu dağınıklık ve keşmekeş içinde geçen günlerinde Karabekir Paşa ile çok...

Tarihte Bugün - 2 Ocak

Tarihte Bugün - 2 Ocak

“Galibiyet bak bugün ardındadır İsmet Paşa” İsmet İnönü, 1923 senesinde tuttuğu günlüğün ilk sayfasında, İstanbul’da kırtasiye işi yaptığı anlaşılan Necati ve Memduh adlarında iki müteşebbis kardeşin yazdığı, kendisi hakkındaki övgü dolu şu şiire yer veriyor: “İki genç Türk ve Müslüman kardeşin on beş senelik mahsûl-i mesaisiyle İstanbul’da yegâne Türk kırtasiyeciliği olarak vücuda getirdikleri müessese-i ticariyenin senelik hediyesini zat-ı âli-i kumandan-ı efhamilerine naçiz bir takdime-i şükrân olmak üzere arz u takdim eyler, kabulüyleİktisab-ı şeref-i bi-payan eylerNecati ve Memduh Biraderler…İsmet Paşa’yaHûn-ı İsmet neşr iderken seyf-i satvetle çekinAskerin serdar-ı âli-şanı sendin çok yaşaAzm-i kahharınla hasmın oldu pamal-i celalGalibiyet bak bugün ardındadır İsmet Paşa”

Tarihte Bugün - 3 Ocak

Tarihte Bugün - 3 Ocak

Abbas Hilmi Paşa’nın İnönü’yü ziyareti Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, 3 Ocak 1939 günü eski Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa’yı kabul etti. 1892’de henüz on sekiz yaşında iken Mısır Hıdivi olan Abbas Hilmi Paşa, İngiliz idaresine muhalif bir tutum izledi. İngilizleri Mısır’ın iç işlerinden uzak tutmaya çalışmasına rağmen bunda başarılı olamadı ve birçok siyasi çekişmenin ortasında kaldı. Sık sık İstanbul’a gelip giden Abbas Hilmi Paşa, 1914’te İstanbul’da bir suikasta uğrayarak yaralandı. Yine aynı yıl Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na girmesiyle İngiltere, Osmanlıların Mısır üstündeki haklarını artık tanımadığını ilan etti. Böylece Abbas Hilmi Paşa’nın hıdivliği fiilen sona erdi ve yerine amcası Hüseyin Kâmil Paşa İngilizler tarafından Mısır hükümdarlığına getirildi. Bunun üzerine Türkiye’ye yerleşen Abbas Hilmi Paşa, değişik ticari girişimlerden sonra gittiği İsviçre’de, 1944 yılında 70 yaşındayken hayatını kaybetti.

Tarihte Bugün - 4 Ocak

Tarihte Bugün - 4 Ocak

İnönü’nün son kabinesi 4 Ocak 1964’te İsmet İnönü’nün 10. ve son kabinesi 175’e karşı 225 oyla güvenoyu aldı. Kabinede 3 bağımsız milletvekili bulunuyordu. 28. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti şu üyelerden oluşuyordu: Başbakan İsmet İnönü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Kemal Satır, Devlet Bakanı İbrahim Saffet Omay, Devlet Bakanı Malik Yolaç, Devlet Bakanı Vefik Pirinççioğlu, Devlet Bakanı Nüvit Yetkin, Adalet Bakanı Mehmet Sedat Çumralı (daha sonra yerine Sırrı Atalay), Milli Savunma Bakanı İlhami Sancar, İçişleri Bakanı Orhan Öztrak, Dışişleri Bakanı Feridun Cemal Erkin, Maliye Bakanı Ferit Melen, Milli Eğitim Bakanı İbrahim Öktem, Bayındırlık Bakanı Arif Hikmet Onat, Ticaret Bakanı Fenni İslimyeli, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Kemal Demir, Gümrük ve Tekel Bakanı Mehmet Yüceler, Tarım Bakanı Mehmet Turan Şahin, Ulaştırma Bakanı Abdurrahman Ferit Alpiskender (daha sonra yerine Mahmut Vural), Çalışma Bakanı Bülent Ecevit, Sanayi Bakanı Muammer Erten, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Arif Hüdai Oral, Turizm ve Tanıtma Bakanı Ali İhsan Göğüş, İmar ve İskan Bakanı Celalettin Uzer (daha sonra yerine Cafer Sadık Kutlay) ve Köyişleri Bakanı Lebit...

Tarihte Bugün - 5 Ocak

Tarihte Bugün - 5 Ocak

İnönü, Cevdet Sunay’la görüştü Muhalefet lideri İnönü ile Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, sürüp giden olaylara karşı alınacak tedbirler üzerine Çankaya Köşkü’nde görüştüler. Cumhurbaşkanı Sunay, 2 saat 10 dakika süren toplantıda ülkenin içinde bulunduğu durumun genel bir tablosunu çizdikten sonra CHP liderinden, AP hükümetinin getireceği önlemlerin Meclis’ten hızla geçirilmesini sağlamak için destek vermesini istedi. İsmet İnönü ise, asıl tedbirlerin Meclis’ten geçirilecek birkaç yasal önlemden daha farklı yerlerde aranması gerekçesiyle, Adalet Partisi’ni düştüğü zor durumdan kurtarmaya yönelik bu girişimlere destek vermeyeceğini bildirdi. Cevdet Sunay’ın diğer liderlerle de sürdürdüğü destek arayışları, Millet Partisi Genel Başkanı Osman Bölükbaşı tarafından cumhurbaşkanlığı makamının tarafsızlık ilkesine ters düşen bir hareket olarak eleştirildi.

Tarihte Bugün - 6 Ocak

Tarihte Bugün - 6 Ocak

Türk balesinin gelişimini destekleyen lider Türk balesinin temelleri İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde atıldı. Ninette de Valois’nın 6 Ocak 1948’de İstanbul’da açtığı bale okulu, iki yıl sonra Devlet Konservatuvarı’nın bir bölümü haline getirildi. Bununla birlikte ilk bale temsili ancak 10 yıl sonra, 1961’de verilebildi. 28 Ocak 1961’de Léo Delibes’in Coppelia balesi sergilenirken, izleyicilerin en önünde İsmet İnönü oturuyordu. İsmet İnönü, kendisi hiçbir konser ve temsili kaçırmadığı gibi, devlet görevlilerini ve partili arkadaşlarını bu etkinlikleri izlemeye teşvik etmeyi de görev bilirdi. Öyle ki, karşısındakini zorlamak için kimi zaman randevularını konser salonunda verirdi. Klasik Batı Müziği’ne olan tutkusu nedeniyle, 50 yaşında viyolonsel dersi bile almaya başlamıştı. İnönü’nün hayatının sonuna kadar en sadık ve en ilgili izleyicisi niteliğini sürdürmüş olmasından ötürü, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası her sene, ölüm yıldönümüne yakın günlerdeki bir konserini onun anısına düzenlemektedir.

Tarihte Bugün - 7 Ocak

Tarihte Bugün - 7 Ocak

Demokrat Parti kuruldu Türkiye Cumhuriyeti’nin serbest seçimle iktidara gelen ilk partisi olan Demokrat Parti, 7 Ocak 1946’da kuruldu ve kuruluşundan dört yıl sonra, 14 Mayıs 1950’deki seçimleri kazanarak 27 yıllık tek parti dönemini sona erdirdi. Demokrat Parti’nin kurucuları, Atatürk’ün son ve İnönü’nün ilk başbakanı olan Celal Bayar; İstiklal Mahkemesi üyeliği ve TBMM Başkanlığı yapmış olan Refik Koraltan; siyasetçi ve bilimadamı Fuad Köprülü ve gençliği İttihatçı milliyetçilik anlayışıyla yoğrulmuş olan Adnan Menderes’ti. Bu dört kurucu, 1945’te verdikleri Dörtlü Takrir nedeniyle CHP ile ilişkileri kesildikten sonra yeni bir yapılanmaya girdiler. Demokrat bölünmenin CHP’nin daha sonra yaşadığı bölünmelerden tek farkı, kurdukları muhalefet partisinin kısa bir süre içinde iktidarı ele geçirebilmesidir. Demokrat Parti 1950 seçimlerinin ardından 1954 ve 1957 seçimlerini de kazandı. 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesiyle iktidardan düşürüldü ve 29 Eylül 1960’ta kapatıldı. Halk arasında “Demirkırat Partisi” olarak da adlandırılmıştır.

Tarihte Bugün - 8 Ocak

Tarihte Bugün - 8 Ocak

Kral I. Abdullah’ın Ankara ziyareti Ürdün Kralı I. Abdullah, 8 Ocak 1947’de resmi bir ziyaret için Ankara’ya geldi. Ürdün Kralı onuruna Çankaya Köşkü’nde bir yemek verildi. Hicaz Emiri Şerif Hüseyin’in oğlu I. Abdullah, görünüşte ağabeyi Faysal’ın gölgesinde kalmasına rağmen, perde arkasında ipleri çeken usta bir siyasetçiydi. Türk yönetiminin I. Abdullah’a sempatiyle bakmasının ardında, kendisinin Arap İsyanı sırasında diğer aile fertlerinin karıştığı vahşet olaylarını elinden geldiğince engellemesi ve Türk esirlerine iyi muamele etmesi yatıyordu. I. Abdullah’ın hayali eski Osmanlı idari taksimatına benzer bir Büyük Suriye kurmaktı. Bu planına destek aramak için 1937 yılında Atatürk’ü de ziyaret etmişti. I. Abdullah kendini, 25 Mayıs 1946’da bağımsızlığını ilan eden Ürdün’ün kralı ilan etti. Hemen ardından, ilişkilerini güçlendirmek amacıyla Türkiye’ye geldi. Hayfa Limanı’ndan Savarona yatı ile İskenderun’a ve oradan Ankara’ya geçen I. Abdullah, beraberinde Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye armağan edilmek üzere görkemli bir satranç takımı da getirmişti. Kral I. Abdullah, 20 Temmuz 1951 tarihinde Kudüs’teki Mescid-i Aksa’da torunu Hüseyin ile...

Tarihte Bugün - 9 Ocak

Tarihte Bugün - 9 Ocak

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi açıldı Ankara Üniversitesi’nin çekirdeğini teşkil eden ilk fakülte, Atatürk’ün kurduğu Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’dir. “Başkentte, Türk kültürünü bilgi yöntemi ile işleyecek bir inceleme ve araştırma kurumuna olan gereksinmeyi karşılamak, öte yandan ortaöğretim kurumlarına, ulusal dil ve tarihin bilimsel ve en yeni anlayışlarına göre hazırlanmış öğretmen yetiştirmek” amacıyla kurulan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (DTCF), 9 Ocak 1936’da Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ve Başbakan İsmet İnönü’nün de katıldığı büyük bir törenle öğretime başladı. DTCF, bilimsel araştırmalar yapma ve yaymanın dışında, Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu’nun çalışmalarını da birlikte değerlendirip senteze varmaya çalışacaktı. Üniversite eğitimi, İsmet İnönü’nün üzerinde hassasiyetle durduğu konulardan biriydi. Nitekim onun cumhurbaşkanlığı döneminde üniversitelerin sayısı birden üçe çıkacak ve bu üniversitelerin çağına göre çok ileri bilimsel ve yönetimsel özerklik seviyesine kavuşması sağlanacaktı.

Tarihte Bugün - 10 Ocak

Tarihte Bugün - 10 Ocak

I. İnönü Muharebesi Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılar, ilerlemelerini zorlaştıracak en ciddi engel olarak gördükleri Türk savunma hattını yoklamak amacıyla 6 Ocak 1921’de Bursa ve Uşak üstünden harekete geçtiklerinde, Miralay İsmet Bey Gediz’deydi ve dikkatini Çerkes Ethem üzerinde yoğunlaştırmış bulunuyordu. Yunan ileri harekâtı başladıktan sonra İsmet Bey, Yunan kuvvetlerini İnönü mevzilerinde karşılamaya karar verdi. Yunan kuvvetleri piyade ateş gücü açısından Türk tarafının 3 katı, topçu ateş gücü açısından ise daha fazla bir üstünlüğe sahipti. Çarpışmanın en çetin günü olan 10 Ocak’ta çoğu cebri yürüyüşle savaş alanına yetişen Türk askerleri inatçı bir savunma yaptı. Ellerindeki donanımın zayıflığına bakıldığında, bu direnişin değerinin kat kat fazla olduğu görülür. Türk kuvvetleri, o gün Kurtuluş Savaşı’nın ilk önemli askeri başarısını elde etti. Yunan tarafı, savaşı kazandığı halde çekildiğini iddia etse de, o tarihte henüz nüve halinde bulunan Türk ordusuna ağır bir darbe indirmesi mümkünken bunu yapmamış olması akla yakın değildir. Yunan Başkomutanı Anastasios Papulas’ın, en iyi ihtimalle kazanacağı bir “Pirus...

Tarihte Bugün - 11 Ocak

Tarihte Bugün - 11 Ocak

İktidara Yürüyen Parti 1957 seçimlerinden sonra ülkede yaşanan sosyal ve ekonomik gelişmeler karşısında, CHP'de hızlı bir çalışma dönemine girildi, parti politikalarında önemli değişimler yaşandı. 12 Ocak 1959'da başlayan 14. Kurultay, "iktidara yürüyen parti" havasında gerçekleştirildi ve "düzen değişikliği programı" niteliğinde "İlk Hedefler Bildirisi" kabul edildi. Bildirgeye göre demokratik kurumların kurulması ve hukuk devleti öngörülüyordu. Ayrıca işçi haklarında da söz edilmekteydi. Parti Meclisi üyesi 30'dan 40'a çıkarıldı, Merkez Yönetim Kurulu üye sayısı da Genel Sekreter ile beraber 11'e yükseltildi. Parti Meclisi'ne Genel Sekreteri üçte iki çoğunlukla değiştirme ve yeni Genel Sekreter seçmek üzere kurultayı toplantıya çağırma yetkisi verildi. İnönü ve Gülek, tekrar Genel Başkan ve Genel Sekreterliğe seçildiler. 28 Eylül 1959'da Kasım Gülek Genel Sekreterlik'ten istifa etmiş, yerine İsmail Rüştü Aksal seçilmiştir.

Tarihte Bugün - 12 Ocak

Tarihte Bugün - 12 Ocak

İktidara yürüyen parti 1957 seçimlerinden sonra ülkede yaşanan sosyal ve ekonomik gelişmeler karşısında, CHP de hızlı bir çalışma dönemine girdi ve parti politikalarında önemli değişimler yaşandı. 12 Ocak 1959’da başlayan 14. CHP Kurultayı, “iktidara yürüyen parti” havasında gerçekleştirildi. Bu kurultayda düzen değişikliği programı niteliğindeki “İlk Hedefler Bildirgesi” kabul edildi. Bildirgede demokratik kurumların kurulması ve yargı denetiminin eksiksiz gerçekleşmesi öngörülüyordu. Zira 1924 Anayasası, kuvvetler ayrılığının uzağında kalan bir anayasaydı. Ayrıca kurultayda Parti Meclisi üye sayısı 30’dan 40’a çıkarıldı; Merkez Yönetim Kurulu üye sayısı da Genel Sekreter ile beraber 11’e yükseltildi. Parti Meclisi’ne Genel Sekreteri üçte iki çoğunlukla değiştirme ve yeni Genel Sekreter seçmek üzere kurultayı toplantıya çağırma yetkisi verildi. Kurultayda İsmet İnönü ve Kasım Gülek, tekrar Genel Başkanlık ve Genel Sekreterliğe seçildi. 28 Eylül 1959’da Kasım Gülek’in Genel Sekreterlikten istifa etmesi üzerine, yerine İsmail Rüştü Aksal geçti.

Tarihte Bugün - 13 Ocak

Tarihte Bugün - 13 Ocak

İsmet İnönü’nün nişan ve madalyaları - Gümüş Liyakat Madalyası - Altın Maarif Madalyası - Muharebe Gümüş İmtiyaz Madalyası - Harp Madalyası - Muharebe Gümüş Liyakat Madalyası - Muharebe Altın Liyakat Madalyası - Altın İmtiyaz Madalyası - İstiklal Madalyası - 4’üncü Mecidiye Nişanı - 2’nci Sınıf Demir Haç Nişanı - 3’üncü Rütbe Avusturya Kruvadövit Nişanı - Almanya 1’inci Sınıf Demir Haç Nişanı - Kılıçlı 2’nci Rütbeden Mecidiye Nişanı - Kılıçlı 2’nci Rütbeden Osmani Nişanı - Afganistan Elmürali Nişanı

Tarihte Bugün - 14 Ocak

Tarihte Bugün - 14 Ocak

Sadabat Paktı Meclis’te onaylandı Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında, 8 Temmuz 1937 günü Tahran’da bulunan Sadabat Sarayı’nda imzalanan Sadabat Paktı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 14 Ocak 1938 tarihli birleşiminde oylanarak kabul edildi. Oylamadan önce Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, milletvekillerine yönelik kısa bir sunuş konuşması yaparak, Doğu Misakı’nın müzakere edilmesini rica etti. Oylamaya katılan 254 milletvekilin tamamının olumlu oylarıyla kabul edilen Sadabat Paktı, antlaşmaya taraf olan diğer devletlerin de onaylamasıyla 25 Haziran 1938 günü yürürlüğe girdi. Sadabat Paktı sadece bir savunma antlaşması olmayıp, imza atan ülkelerin karşılıklı saldırı ve kışkırtmalardan kaçınmalarını ve bölge barışını elbirliği ile korumayı öngören bir siyasal işbirliği sistemiydi. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde keyfi çekilen sınırlar, yıllarca devam eden anlaşmazlıklara yol açmıştı. Bunlardan en önemlisi olan Ağrı Dağı isyanı, 1932 yılında Küçük Ağrı’nın Kotur’la değiştirilmesi sayesinde yatışmıştı. Ancak İran Şahı Rıza Pehlevi kalıcı bir çözüm aradığından, Sadabat Paktı’nın da...

Tarihte Bugün - 15 Ocak

Tarihte Bugün - 15 Ocak

İstanbul kaos içinde Mütareke döneminde, Osmanlı hükümeti ateşkes hükümlerine aykırı işler ve taşkınlık yapan azınlıkları, İtilaf Devletleri’nin İstanbul’da bulunan temsilcilerine bildiriyordu. Yine kendisine böyle bir şikâyet iletilen, İngilizlerin İstanbul’da bulunan temsilcisi, o zamanki unvanıyla İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, 15 Ocak 1919’da Osmanlı Hükümeti’ne verdiği cevapta, “Savaşta yenildiniz. Ateşkes antlaşmasına göre yükümlülüğünüzün her bir zerresini yerine getirmedikçe, bize olan şikâyet yazılarınız kabul edilmeyecektir,” dedi. Calthorpe, İngiliz Akdeniz Filosu Komutanı sıfatıyla 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’ni imzalarken Türk muhatabı Rauf Bey’i (Orbay) öylesine kandırmıştı ki Orbay İstanbul’a dönüşünde, “Çok sevinçli bir dönem. Mondros Mütarekesi bir başarıdır. Devletimizin bağımsızlığı, milletimizin onuru tamamıyla kurtarılmıştır. Sizi temin ederim ki İstanbulumuza tek bir düşman askeri çıkmayacaktır,” diyebilmişti. Oysa ki Calthorpe’un böyle bir garanti vermeye ne yetkisi ne de izni vardı. Sadece kelime oyunlarıyla saf rakibini avlayan Calthorpe’un, azınlıkların tacizkâr davranışlarını el altından...

Tarihte Bugün - 16 Ocak

Tarihte Bugün - 16 Ocak

ABD Başkanı Johnson’ın mektubu ortaya çıkıyor  ABD’nin 36. Başkanı Lyndon B. Johnson’ın kamuoyundan gizlenen bir mektubu, 16 Ocak 1966’da gazetelerin manşetlerine taşındı. Olay, 13 Ocak 1966’da Hürriyet gazetesinin, Cüneyt Arcayürek imzalı bir haberi yayımlamasıyla kamuoyunun gündemine bomba gibi düştü. Haber, Başkan Johnson’ın eski Başbakan İsmet İnönü’ye yazdığı bir mektuba ilişkindi. Mektup ve İnönü’nün cevabi mektubu, 14 Ocak’ta TBMM’de görüşüldükten sonra, 15 Ocak’ta kamuoyuna resmen açıklandı. Söz konusu mektup, 1964’teki Kıbrıs bunalımı sırasında yazılmıştı. Lyndon Johnson mektubunda, Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale etmesi halinde ABD’den sağladığı silahları kullanamayacağını dile getiriyor ve bu bağlamda şayet Sovyetler Birliği kendisini kışkırtılmış hissederse, NATO anlaşmasının geçerli olmayacağını söylüyordu. George Ball’un önderliğinde birkaç diplomatın çalakalem yazdığı ve ABD Başkanı’nın da herhalde içeriğiyle fazla ilgilenmeden imzaladığı bu mektup, dünya diplomasi tarihinin en büyük skandallarından biri olarak tarihteki yerini aldı. Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale etme arzusu nedeniyle hazırlanan mektup,...

Tarihte Bugün - 17 Ocak

Tarihte Bugün - 17 Ocak

İnönü, Türk Dil ve Tarih Kurumlarının hamiliğini üstlendi Türk Dili Tetkik Cemiyeti 12 Temmuz 1932’de kuruldu. İlk başkanı Samih Rifat’tı. 26 Eylül 1932’de toplanan Birinci Dil Kurultayı’nda, o gün Dil Bayramı olarak ilan edildi. Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin adı 1934’teki İkinci Kurultay’da Türk Dili Araştırma Kurumu, 1936’daki Üçüncü Kurultay’da ise Türk Dil Kurumu olarak değiştirildi. TDK’nin çalışma birimleri Derleme ve Tarama, Dilbilim ve Dilbilgisi, Sözlük, Terim, Yayın ve Tanıtma kollarından oluşuyordu. Kurum, Ekim 1951’den beri aylık Türk Dili dergisini çıkarmaktadır. Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti ise 15 Nisan 1931’de kuruldu. Tüzüğünün birinci maddesine göre “Gazi Mustafa Kemal Hazretleri’nin himayesinde ve Ankara’da çalışan bir ilmi cemiyet” olan kurumun amacı, Türk ve Türkiye tarihini incelemek ve elde edilecek sonuçları çeşitli yollarla yaymaktı. Türk Tarihi Cemiyeti, o zamana kadar Fuad Köprülü gibi bir kaç istisna dışında modern tarihçiliğe ve arkeolojiye ilgi göstermeyen bilim çevrelerine yeni bir pencere açtı. İlk kongresini 1932 yılında yapan ve 3 Ekim 1935’te adı Türk Tarih Kurumu olarak değiştirilen kurum, bu tarihten sonra yürüttüğü...

Tarihte Bugün - 18 Ocak

Tarihte Bugün - 18 Ocak

Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Hanım Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Hanım Ali Rıza Efendi ve Zübeyde Hanım’ın evliliklerinden doğan altı çocuk içinde en uzun ömürlü olanıdır. Annesi Zübeyde Hanım ile Balkan Savaşlarından sonra  Selanik’ten İstanbul’a gelmiştir. Atatürk’ün isteği ile 1930 yılında Serbest Cumhuriyet Fırkası kurulurken kurucuları arasında yer almıştır.  1935 yılında yapılan Çankaya Köşkü içindeki Camlı Köşk’te oturmuştur.  Atatürk’ün ölümünden sonra 18 yıl daha yaşamış ve 18 Ocak 1956 günü Gülhane Hastahanesinde hayata veda etmiştir.  

Tarihte Bugün - 19 Ocak

Tarihte Bugün - 19 Ocak

Demokrat Parti’nin basına uyguladığı baskı Metin Toker’in kurduğu, dönemin muhalif dergisi Akis’in yazı işleri müdürü Cüneyt Arcayürek, “Kedi Gelince Fareler Kaçtı” başlıklı yazısı nedeniyle açılan davadan 19 Ocak 1956’da beraat etti. Demokrat Parti Ağrı Milletvekili Kasım Küfrevi, Metin Toker’e ayaklanma eğilimi gösteren DP Meclis Grubu’nu kastederek, “Kedi yok ya, fareler cirit atıyor! Hele bir gelsin, hepsi kaçacak delik ararlar!” demiş, Toker de o hafta çıkan Akis dergisindeki yazısına, “Kedi yok ya, fareler cirit atıyor!” diye başlamıştı. Ne var ki bu “kedi-fare” benzetmesi, Menderes’i çok kızdırmıştı. Sonuçta kabak, suçu yüklenen Yazı İşleri Müdürü Cüneyt Arcayürek’in başına patladı ve tutuklandı. Mahkeme, Cüneyt Arcayürek’i 6 ay hapse, Metin Toker’i de para cezasına mahkûm etti. Karar Yargıtay’da bozuldu ve her ikisi de beraat etti, ama davaya bakan Yargıtay Dairesinin Başkanı Baha Arkın da emekliye sevk edildi. Menderes ise Meclis kürsüsünden, “İstediğinizi yazarsınız, fakat biz muhterem heyete sıçan dedirtmeyeceğiz. Eğer derseniz, o vakit de sizi, kedi gibi kulağınızdan tutarlar, sıçan deliğine tıkarlar,” diyerek basın tarihine geçti.

Tarihte Bugün - 20 Ocak

Tarihte Bugün - 20 Ocak

Teşkilat-ı Esasiye Kanunu Yeni Türkiye’nin ilk anayasası olan “Teşkilat-ı Esasiye Kanunu”, 20 Ocak 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi. 23 maddeden oluşan bu kısa anayasa, üç yıl sonra kabul edilecek olan 1924 Anayasası’nın, yani Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk anayasasının da temelini oluşturuyordu. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun temel maddeleri şöyleydi: • Hâkimiyet kayıtsız ve şartsız milletindir.• Yürütme gücü ve yasama yetkisi, ulusun tek ve gerçek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisi’nde belirir ve toplanır.• Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi’nce yönetilir ve hükümeti “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti” adını taşır.• Büyük Millet Meclisi, vilayetler halkınca seçilen üyelerden kurulur.• Şer’i hükümlerin yerine getirilmesi, bütün yasaların konulması, değiştirilmesi, kaldırılması, antlaşma ve barış yapılması ve savaş kararı verilmesi gibi temel haklar Büyük Millet Meclisi’nindir.• Bakanlar Kurulu’nun görev ve sorumluluğu özel yasayla belirtilir.• Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nca seçilen başkan bir dönem süresince Meclis adına imza atmaya ve Bakanlar Kurulu kararlarını onaylamaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu...

Tarihte Bugün - 21 Ocak

Tarihte Bugün - 21 Ocak

“İsmet Bey Heyet-i Temsiliye’de” Mustafa Kemal Paşa, İsmet Bey’in (İnönü) Ankara’da Heyet-i Temsiliye’ye katılmasını 21 Ocak 1921 tarihinde Kâzım Karabekir’e gönderdiği telgrafla şöyle bildirdi: “İsmet Bey, en nazik ve mühim bir devreye girdiğimizi göz önüne alarak bizi kıymetli çalışmasından yararlandırmak ve bu devrenin gelişmesine kadar Heyet-i Temsiliye’de bulunmak üzere gelmiştir. Hep beraber gözlerinizden öperiz.” Mustafa Kemal Paşa, 9. Ordu Müfettişi olarak Anadolu’ya hareket etmeden önce Albay İsmet Bey’le görüşmüş ve zamanı geldiğinde Milli Mücadele’ye katılmak üzere kendisini çağıracağını söylemişti. Mustafa Kemal, o zamana kadar İsmet Bey’in kendisiyle görevi nedeniyle irtibat kurmamasını istemişti. Mustafa Kemal, 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara’ya geldikten ve Heyet-i Temsiliye Merkezi’ni buraya taşıdıktan sonra Albay İsmet Bey’i yanına çağırdı. Albay İsmet, üstlerine haber vermeden 8 Ocak 1920 günü Ankara’ya geldi. Fakat Harbiye Nazırı Fevzi Paşa’nın çağırması üzerine 3 Şubat 1920’de yeniden İstanbul’a döndü. İsmet Bey, muntazam ordu kurulması için gerekli çalışmaları İstanbul’dan yürütecekti. Albay İsmet Bey’in bu...

Tarihte Bugün - 22 Ocak

Tarihte Bugün - 22 Ocak

Türkiye kendi uçağını yapıyor 1935 yılında Başbakan İsmet İnönü, Türk Hava Kurumu’nun gelirlerini artırmak amacıyla “Hava Tehlikesini Bilenler” adı altında bir yardım kampanyası başlattı. Bu kampanya kamuoyunda beklenenin üzerinde ses getirdi ve Türk Hava Kurumu’na yapılan bağışlar büyük rakamlara ulaştı. Dönemin önemli işadamlarından Naci Demirağ da 120 bin lira bağışlayarak Türk Hava Kuvvetleri’ne üç uçak armağan etti. Demirağ kardeşlerin en büyüğü olan Nuri Demirağ ise, taşıma suyuyla değirmenin bu şekilde dönmeyeceğini düşünüyordu. Nuri Demirağ, “Bize düşen, gerekli olan uçak fabrikasını kurmaktır,” diyordu. Nuri Demirağ bu sözünde durarak 1936 Eylül’ünde İstanbul Beşiktaş’ta bir uçak atölyesi kurdu. Bu girişimden çok etkilenen Türk Hava Kurumu ise 22 Ocak 1937’de Nuri Bey’le 10 adet eğitim uçağı ve 60 adet planör üretimi için bir sözleşme yaptı. Nuri Demirağ bu anlaşmadan güç alarak yatırımlarını hızla genişletti ve Beşiktaş’taki atölyeyi bir uçak fabrikasına dönüştürdü. Ne var ki buraya kadar güzel bir seyir izleyen hikâye, bu noktadan sonra tersine döndü. Nuri Demirağ’ın fabrikasında başmühendis olarak çalışan...

Tarihte Bugün - 23 Ocak

Tarihte Bugün - 23 Ocak

“Adalete siyaset karışmaması için çalıştım” Demokrat Parti iktidarının 1954 seçimlerinden sonra gün geçtikçe artan baskısı ve yargıya müdahalesi, CHP muhalefetini de sertleştirmişti. İnönü, iktidarın yargıya müdahalesinden duyduğu bu rahatsızlığı, 1957’de 20 Ocak ile 31 Ocak arasında tuttuğu tarihsiz notlarında şöyle dile getirmişti: “Adalet davası. Adalete siyaset karışmaması için çalıştım. İnkılapların en şiddetli devrinde bile karıştırmadık. Ali Saip davası en son misallerdendir. Atatürk ölünceye kadar suikast teşebbüsünün vaki olduğuna kani idi (Ali Saip buna rağmen beraat etmiştir). Eski hâkimlerin kanaati: Saltanat devri dahil hâkimlere bugünkü tesir hiçbir devirde görülmemiştir. Bir temyiz hâkiminin dediği: Kanunlar düzelse, işlerin düzelmesi için 20 sene lazım. İnsanlar ve ruhlar o kadar bozulmuştur.” İnönü’nün İstiklal Mahkemeleri’nin fiilen devreden çıkmasından neredeyse 30 yıl sonra yaptığı vicdan muhasebesi çok önemlidir. Toplumdaki adalet duygusunun bir kere yıprandıktan sonra kolay kolay tamir edilemeyeceğine dair görüşleri ise, evrensel olarak geçerliliğini korumaktadır

Tarihte Bugün - 24 Ocak

Tarihte Bugün - 24 Ocak

Şemsettin Günaltay Kabinesi (Reformist Gençler Kabinesi) 1949’da Başbakan Hasan Saka 14 Ocak’ta istifa etmiş, yerine Prof. Şemsettin Günaltay kabineyi kurmakla görevlendirilmişti. CHP’de huzursuzluğun iyice su yüzüne çıkmaya başladığı günlerdi. 24 Ocak 1949’da Günaltay Kabinesi, 42’ye karşı 349 oyla güvenoyu aldı. Kabine şu isimlerden oluşuyordu: Şemsettin Günaltay (Başbakan), Nihat Erim, Nurullah Esat Sümer, Cemil Sait Barlas, Fazıl Şerafettin Bürge, Fuat Sirmen, Hüseyin Hüsnü Çakır, Emin Erişirgil, Necmettin Sadık Sadak, İsmail Rüştü Aksal, Vedat Dicleli, Cemil Sait Barlas, Hasan Tahsin Banguoğlu, Hasan Şevket Adalan, Kemali Bayazıt, Kemal Satır, Ali Cavit Oral, Reşat Şemsettin Sirer ve Mustafa Münir Birsel. Süleymaniye Medresesi müderrisliğinden gelen Şemseddin Günaltay, 1933 Üniversite Reformu’ndan önce İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi ile İlahiyat Fakültesi’nde Türk Tarihi, İslam Tarihi ve Medeniyet Tarihi dersleri veriyordu. İstanbul Üniversitesi’nin kurulmasından sonra da Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde Ordinaryüs Profesör olarak görev alan Günaltay, Zulmetten Nura adlı eseriyle İslam modernizminin en tanınmış eserlerinden birine sahipti. Bu değerli...

Tarihte Bugün - 25 Ocak

Tarihte Bugün - 25 Ocak

Refik Saydam başbakan oldu İstifa eden Celal Bayar’ın yerine Refik Saydam, 25 Ocak 1939’da Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. hükümetini kurdu. Esasen askeri doktor olan Refik Saydam, 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’le birlikte Samsun’a çıkanlar arasındaydı. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Sağlık Bakanı olan Refik Saydam, Atatürk’ün ölümünden sonra İçişleri Bakanlığı, CHP Genel Sekreterliği ve 15 yıl Kızılay Başkanlığı yaptı. Refik Saydam’ın kurduğu kabinede Ali Rana Tarhan, Gümrük ve Tekel Bakanı; Tevfik Fikret Sılay, Adliye Bakanı; Naci Tınaz Milli Savunma Bakanı; Faik Öztrak, İçişleri Bakanı; Şükrü Saracoğlu, Dışişleri Bakanı; Fuat Ağralı, Maliye Bakanı; Hüseyin Hüsnü Çakır, Ekonomi Bakanı; Hasan Âli Yücel; Milli Eğitim Bakanı; Ali Çetinkaya, Bayındırlık Bakanı; Ahmet Hulûsi Alataş, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı; Reşat Muhlis Erkmen ise Tarım Bakanı olarak görevlendirilmişti. “Devlet idaresi A’dan Z’ye kadar bozuktur,” sözü nesiller boyunca özdeyiş gibi kullanılan Saydam, Cumhuriyetin ilk yıllarında sağlık alanında büyük başarılara imza atmıştı. Refik Saydam, “Memleketimizin maddi refahı ve iktisadi kalkınması ancak kültür seviyemizin bunlarla...

Tarihte Bugün - 26 Ocak

Tarihte Bugün - 26 Ocak

Kâzım Karabekir Paşa öldü Milli Mücadele’nin önderlerinden, İsmet Paşa’nın yakın dostu Kâzım Karabekir, 26 Ocak 1948 günü Ankara’da öldü. Kâzım Karabekir 1882 yılında İstanbul’da doğdu. Fatih Askeri Rüştiyesi, Kuleli Askeri Lisesi ve Harp Okulu’nda öğrenim gördü. 1905 yılında Harp Akademisi’ni birincilikle bitirdi. Mezun olduktan sonra Manastır’da Üçüncü Ordu emrine girdi. 1907’de Enver Paşa’yla birlikte İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Manastır Şubesi’ni kurdu. 1912’de binbaşı rütbesiyle Balkan Savaşı’na katıldı. 1914’te yarbay, 1915’te albay, 1918’de tuğgeneral oldu. 1919’da Erzurum’daki 15. Kolordu komutanlığına atandı. İstanbul Hükümeti’nin Mustafa Kemal hakkındaki tutuklama kararına uymayarak Erzurum Kongresi’nin düzenlenmesine olanak sağladı. Milli Mücadele’nin Doğu’daki güvencesi oldu. Ermenilerce işgal edilen toprakları geri alarak 1920’de Gümrü Antlaşması’nı imzaladı. Gürcistan’ın elinde kalan Artvin ve Ardahan’ın da geri alınmasını sağladı. Kurtuluş Savaşı’nın ardından Ankara’ya gelerek TBMM’nin çalışmalarına katıldı. 1924’te Halk Fırkası’ndan istifa ederek, Cumhuriyet tarihinin ilk muhalefet partisi olan...

Tarihte Bugün - 27 Ocak

Tarihte Bugün - 27 Ocak

Milletler Cemiyeti, Hatay’ın bağımsızlığını kabul etti Birinci Dünya Savaşı sonunda bazı kazaları dışında kaybedilen İskenderun Sancağı, 20 Ekim 1921’de Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması’nın 7. maddesine göre Suriye sınırları içerisinde kalacaktı. Burada özel bir idare kurulup, Türk kültürünü geliştirmek için her türlü kolaylıktan yararlanılacak, resmi dil Türkçe olacak ve para birimi olarak da Türk Lirası geçerli olacaktı. 1923 Lozan Antlaşması’nda da Suriye ile Türkiye arasında çizilen sınır değişmemiş ve sancağın özerkliği korunmuştu. Ancak 1936’da, Suriye’nin bağımsızlığını tanıyan Fransa’nın çekilirken Sancak üzerindeki yetkilerini Suriye’ye terk etmesi ihtimali ortaya çıktı. Bunun üzerine Türk Hükümeti, böyle bir oldubittiyi asla kabul etmeyeceğini sert bir dille açıkladı. Cenevre’deki Milletler Cemiyeti toplantısında Fransa ile yapılan görüşmeler netice vermeyince, 9 Ekim 1936’da Fransa’ya resmi bir nota verilerek, Suriye’ye yapıldığı gibi, İskenderun Sancağı’na da bağımsızlık verilmesi istendi. Atatürk, 1 Kasım 1936’daki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış konuşmasında, “Hakiki sahibi öz Türk olan,...

Tarihte Bugün - 28 Ocak

Tarihte Bugün - 28 Ocak

 Misak-ı Milli kabul edildi Esas adı Ahd-ı Milli Beyannamesi olan Misak-ı Milli (Ulusal Ant); son Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda, milletvekillerinin 28 Ocak 1920’deki gayri resmi toplantısında kararlaştırıldı. Meclis’in 17 Şubat 1920 tarihli oturumunda Edirne Milletvekili Mehmet Şeref Bey (Aykut), belgeyi kürsüden oldubitti tarzında okuyunca, beyanname hazır olan mebusların alkışlarıyla kabul edildi. Misak-ı Milli, 2 Mart 1920’de yabancı parlamentolara ve basına açıklandıysa da, önemli bir etkisi olmadı. I. Dünya Savaşı’nın ardından İtilaf Devletleri’ne sunulmuş bir çeşit “barış programı” olan Misak-ı Milli, Türkiye’nin kabul ettiği asgari barış şartlarını içeriyordu. Misak-ı Milli metninin nasıl ve kim tarafından şekillendirildiği tartışmalıdır. Ancak özü 23 Temmuz 1919’da toplanan Erzurum Kongresi’nde benimsenmiş, Felah-ı Vatan Grubu’nun bazı üyeleri tarafından da son şekli verilmiştir. Altı maddeden oluşan Misak-ı Milli’nin imparatorluktan ulus-devlete doğru atılan önemli bir adım olduğunu, A.J. Toynbee gibi düşünürler hemen işin başında sezmişlerdir. Türkiye’nin bugünkü güney sınırı, Misak-ı Milli’de çizilen sınırın çok daha kuzeyinden...

Tarihte Bugün - 29 Ocak

Tarihte Bugün - 29 Ocak

Mustafa Kemal ile Latife Hanım evlendi Latife Hanım, 17 Haziran 1898 yılında İzmir’de doğdu. İzmir’in tanınmış ailelerinden olan Uşak kökenli Uşakizade (sonra Uşşaklı) Muammer Bey ile Adeviye Hanım’ın kızı olan Latife Hanım’ın Vecihe, İsmail , Münci, Ömer ve Rukiye adlarında 5 kardeşi vardı. İzmir Lisesi’inden mezun olduktan sonra Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nde hukuk okudu. Londra’da dil öğrenimi gördü. Kurtuluş Savaşı bitmeden Türkiye’ye döndü. 11 Eylül 1922’de, Türk ordusunun İzmir’e girişinin ardından, güvenli bir karargâh arayışındaki kurmayları, Başkumandan Mustafa Kemal’e Uşakizade ailesinin köşkünü önerdiler. Bu öneriyi sevinerek kabul eden Latife Hanım, davet mektubunu yazdı ve köşklerinde Mustafa Kemal’i 20 gün ağırladı. Bu tanışmadan sonra Mustafa Kemal ile Latife Hanım arasındaki haberleşme devam etti. Bir süre sonra Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım da, sağlık sorunları nedeniyle İzmir’e gittiğinde köşkte ağırlandı. Zübeyde Hanım’ın 14 Ocak 1923’te ölümü üzerine İzmir’e giden Mustafa Kemal ile Latife Hanım, 29 Ocak 1923’te Muammer Bey’in evinde, o dönemin adetlerine hiç de uygun olmayan bir şekilde, sade bir nikâh...

Tarihte Bugün - 30 Ocak

Tarihte Bugün - 30 Ocak

İnönü ve Churchill Adana’da Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve Birleşik Krallık Başbakanı Winston Churchill, 30-31 Ocak 1943 tarihlerinde Adana’da bir araya gelerek, Türkiye’nin savaşa girip girmeyeceğini konuştu. Churchill, bu toplantıdan sonra -toplantıda Türk heyetine de söylediği gibi- Sovyetler Birliği’nin lideri Stalin’i bu konuda bilgilendirdi. Churchill, 1 Şubat 1943 tarihinde Stalin’e gönderdiği telgrafta, Türkiye’nin savaşa katılmasıyla ilgili olarak herhangi bir siyasal taahhüt ya da vaatte bulunmadığını, alacakları kararda diledikleri gibi davranmakta serbest olduklarını söylediğini belirtti.Aslında Churchill’in burada oynadığı rol, tipik İngiliz diplomasisi olan “tavşana kaç, tazıya tut” taktiğiydi. Churchill, bu arada Sovyetlerin konumu ile Türkiye’nin Sovyetler’e bakışına ilişkin olarak telgrafında şu cümlelere yer veriyordu: “Türkler, Sovyetler Birliği’nin büyük gücü açısından savaş sonrası ulaşacakları konumdan doğal olarak endişe duymaktalar. Kendi deneyimlerime dayanarak, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği’nin şimdiye kadar hiçbir antlaşma ya da taahhüdünü bozmamış olduğunu kendilerine söyledim. İyi bir anlaşma yapmanın zamanının şimdi...